Zarif ve narindi; adı da Ana Toprak'tı. İsteyeni çoktu komşu köylerden. Binlerce kilometre öteden isteyeni vardı. Ana Toprak ise ne komşu köylere ne de uzaktakilere karşı bir gönül akışı vardı. Gel zaman git zaman Mezopotamya'ya yolu düşen Kürdistan ismindeki genç Ana toprağı görmüş. Ana toprağı görmesiyle Kürdistan gencinin yüreğindeki fırtınaların kopmasına neden olmuş. Uzun yıllar hayalinde yaşattığı ve rüyalarında büyüttüğü bu eşsiz güzelliği görünce hayalini kurup "evleneceğim yüreğimin dünya güzeli bu olmalı" diyerek beyninin ve yüreğinin onayına baş vurur.

Gel zaman git zaman, Kürdistan'ın gönlünde beslediği sevdayı ve evlenmek istediğinin adını da örenmiş olur. Sevdiğinin adı ANA TOPRAK imiş. Bütün çekingenliğini üzerinden atan Kürdistan, evlenmek istediği Toprak Ananın karşısına dikilmiş:
-"Bak Ana Toprak! Benim adım Kürdistan ve uzun zamandır evlenmek istiyordum. Yani anlayacağın, dili dilimden anlayacak, beyni beynime uyacak, yüreği yüreğimle atacak, çatlamamış ar damarlarındaki kanı kanımla canlaşacak biriyle evlenmek istiyordum. Seni görünce de, 'işte aradığım bu olmalı' diye bir karara vardım. Ve sen de uygun görürsen evlenip dünya var oldukça aynı yastığa baş koymak istiyorum" demiş.

Ana Toprak başını kaldırıp Kürdistan’ın yüzüne bakarak:
- "bak Kürdistan, benimle evlenmek isteyenlerin çok olduğunu bilmeni isterim, ama ben bugüne kadar hiç birisiyle evlenmedim ama eğer şartlarımı kabul edersen seninle evlenmeye ben de hazırım" demiş.
Ana toprağın bu sözlerine Kürdistan'ı büyük bir sevince boğmuş. Kürdistan büyük bir heyecanla Ana Toprağın şartlarını sormuş. Ana Toprak büyük bir 'offf !'çektikten sonra şartlarını sıralamaya başlamış:
-"Birincisi sevgi ve bağımlılıkta kusurun olmayacak, ikincisi kendini bilmez komşu köylerin emelci ve art niyetlilerinden koruyacaksın, üçüncüsü kendinden önce bana sahip çıkacaksın, dördüncüsü doğuracağım evlatlarımızı bir başkasının dergahında değil, bizi anlayacak olan, bize ait dergahımızda okutacaksın!" demiş.
Kürdistan dayanamayıp Ana toprağın sözünü keserek:
- "bak Ana Toprak! Yaşamıma yaşam katan su ve aha bu güneş ile taptığım ateş şahidim olsun ki söylediğin şartlar kabulümdür" demiş. Şartlarını kabul etmesiyle,

Su,Güneş ve Ateşin şahitliğiyle Kürdistan ve Ana Toprak evlenmişler.
Gel zaman git zaman derken Kürdistan ve Ana toprağın bir sürü evlatları olmuş. Her doğurdukları evlatları onları biraz daha gençleştirmiş. Ama gel gelelim ki, doğurdukları evlatları ne Kürdistan nede Ana toprağa gereken ilgiyi pek göstermiyorlarmış. Böyle olunca da hem Kürdistan hem de Ana toprağın yaşamları üzüntü ve kahırlara dönüşmüş. Buna daha fazla dayanamayan Ana Toprak Kürdistan’ı çağırıp:
-"Bak Kürdistan! Biz evleneli uzun zaman oldu ve bir çok evladımız doğup büyüdü. Ama gel gelelim ki, hiç bir evladımız bize yeterince ilgi göstermedi yada kıymetimizi bilemedi. Daha vakit varken günesin karşısına çıkıp dua edelim, dua edelim ki yeni doğacak evlatlarımızın düşünce melekelerinin hücreleri açılıp saçılsın" demiş. Kürdistan ve Ana Toprak günesin huzuruna çıkıp diz çökerler:
-"Ey güneş! Sen ki yaşam veren, sen ki yaşamı süreksizleştiren ve yine sen ki aydınlığınla bizlere yol gösteren! Huzuruna çıkış sebebimiz odur ki, yeni doğacak evlatlarımızın beyin hücrelerini geliştir ki kendileriyle buluşabilsinler.

Huseyin Akınci

NOT: BU HİKAYE İKİNCİ BÖLÜMÜYLE DEVAM EDECEK.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375