Militarizm darbelerle toplumu ‘ne isteyeceğini bilmez’ duruma sokarken, üretici olmayan orta sınıfın öne çıkmasına neden oldu. Siyaset, ordunun ve yatırımcı sermayenin elinden kayıp giderken, üretime hiç katkısı olmayan parazit sınıf ve tabakaların egemenliğine geçti.
Bu kesim din istismarlarıyla toplumun desteğini pekiştirirken, militarizm bu parazit aracı-tefeci sınıfın koruyucusu olarak yeni bir alanda yerini aldı. Böylece üç dinamik güçlerin içinden üretime katkısı olmayan ve büyük pay kapan parazit sınıf ve tabakalar muktedir duruma geldi. Ortaya çıkan durumda bu siyasal aktörleri üç ana kategoriye ayırabiliriz.
1-Yatırımcı mal ve hizmet üretimi müteşebbisleri,
2-Mal ve hizmet üretiminde yorulan, alın teri döken emekçiler,
3-Din istismarcı sektörünün parazitleri, silahlı bekçiler, aracılar, tefeciler.
Bölgede üçüncü kategorideki havada bulup tavada yiyen parazit din sektörü, aracılar, tefeciler iktidar olduğu için sosyal denge bozulmuştur.
Nazi’lerin döneminde Avrupa’da da sosyal denge bozulmuştu, sözün bittiği noktaya gelinmişti. Tek çözüm dünyanın birleşerek bu istismarcılara karşı savaşmak ve şiddeti dayatarak ıslah etmekti, bu başarıldı.
Şimdi İslam toplumlarında muktedir parazit din sektörü dediğimiz ve üretim dışı bir şekilde palazlanan asalak din istismarcılarına karşı dünyanın aynı şekilde birleşerek zorla ıslah etme eğilimi güçlendi. Çünkü artık dünya çıkardan önce bağnaz şeriatçı terörünün tehlikesini görüyor.
Toplumsal ve siyasal hareketlerde sınıf tahlili doğru yapılmadığı zaman sorunların teşhisi ve tedavisi doğru yapılamaz. Bir kişinin siyasal niteliği ancak mensup olduğu sınıf ile ölçüldüğü gibi, topluma egemen olan sınıfın tercihleri o toplumun niteliğini belirler.
Türkiye’de projeli olarak iç çatışmalarla köyler yakılarak ve operasyonlarla göçe zorlandı. Madımak devlet tarafından yakılırken olay Sünnîlerin Alevî düşmanlığı olarak anlatıldı. Sanki her kes devletle danışıklı bir siyasal mevzilenmenin içindeymiş gibi görüntüler ortaya çıkıyordu.
Kürdistan’da köyleri yakmak için ilkin yakmanın gerekçeleri yaratıldı ve kısa sürede köyler yakıldı. Sıvasın kırsal alanı göçle şehirlere kaydığı gibi, köyleri yakılan Kürdler şehirlere savruldular.
Anadolu’nun tüm kırsal kesimlerinden ve kışkırtılmış diğer kırsal yörelerden şehirlerin etrafı kuşatılırken iktidara gelebilecek bir çoğunluğa ulaştı. Şehirlerin etrafında şehirlerden daha büyük köy-kentler oluştu!
Gerilik ve ilericilik çelişkisinde, başları ambalajlanmış kadınlar tartışmanın merkezine koyulurken ne şehirli ne de köylü kalan yeni bir türün geliştiği doğru anlatılmadı.
Tarihte en acılı köylü hareketi Pol Pot hareketidir. Hitler zulmünden daha büyük zulümler yapıldı. Okuma ve yazma bilen her kes katledildi.İktidarı yıkılınca Çin’e kaçtı. Orada da tutunamadı, Kamboçyalıların suikast yapacağı korkusundan oradan da kaçtı. Adalarda korumalı saklanma şansı da yoktu!
Burada, köylü hareketlerinin hala köleci toplum sisteminin kalıntısı olduğu gerçeği vardır. Köylü ağırlıklı tüm iktidarlar ve örgütler sorun olmuşlardır. Köylü hareketleri tarihin çarklarını geriye çevirir. Çünkü genetik olarak efendilerinin ahlak mirasını taşıyorlar.
Köyden firar edip büyük kent sosyal yaşamına dâhil olan bir köylü genç çağın sosyal ilişkilerine intibak edemeyeceği için saldırgandır.Çekirge gibi kapitalizmin üzerinden atlayarak sosyalist sistem barınaklarına kaçar.
Orada da işe yaramadığı anlaşılınca dinlere, mezheplere, meşreplere sığınır, orada kendini ifade etmeye çalışır. Bu süreçte Filistin solcuları gibi IŞİD yapılanmaların içinde varlığını devam ettiremezlerse unutulup giderler.
Cengâver köleler efendilerine sadıktırlar. Geleneksel köleci toplum sistemi, inançlar üzerinden, özgürlükten korkan zaaflarıyla ve efendilerine sadakatte kusur etmeyen mağdur sınıf tarafından günümüze kadar yaşatarak sürdürebiliyor.
Yönlendirici kudret, üst köleci sınıfın temsilcisi asalak din istismarcısı sınıf olabilir ama bu gerçek değişmez. Şiddetin silahşorları kölelerdir.
Çöl irticasına ait mezhep ve meşrep çatışmaları inançlar üzerinden kanıksandığında bu gericilikten kurtulmaları ancak dünya çapında inkılapla ile mümkündür.
Avrupa Hıristiyan şeriat sistemi de Avrupalılara yaşamı dar etmişti. Asalak papazların Hıristiyan şeriat diktatörlüğüne karşı verilen silahlı mücadele 100 yıldan fazla sürdü.
Avrupa asalak din adamları sınıfından kurtulup onları sekular sistemle kiliseye kapatarak siyaset dışına itildikten sonra bu asalaklardan kurtulmak mümkün oldu. Günümüzde durum aynıdır. Başka çözüm şekli olamaz!
Şimdi biz Avrupa’nın o Rönesans dönemi öncesi karanlık ortamına, kan kokan sürecine geldik. Hıristiyan gericiliği Avrupa’ya milyonlarca ölüme neden oldu.
Bölgemizin üzerine çöken karanlığın kudurmuş aklı ne kadar insan canına mal olacağını tahmin etmek çok güç…

Kani Yado
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375