Fitne, bastırılması zor bir kargaşadır. Aslında tam anlatımıyla fitne, iki kişinin veya belli grupların arasını bozmak, fesat çıkarmak, önü alınmaz bir kargaşa oluşturmaktır.
Bir kargaşanın fitne olup olmadığını önceden bilmek, yaşanacak acıları ve önü alınmaz sancıları engeller. Fitne başarılı olursa da, tarihteki acı olaylardan birisi olarak hafızalara kazınır, yürekler yakar, ocaklar söndürür.
Dün sosyal paylaşım sitesinde eğitimci bir arkadaşım olan Mehmet Akif hocanın paylaştığı söz, yaşadığımız süreci bir kez daha hatırlatmakta fayda olacağı fikrini doğurdu.
Bu söz, Hasan Basri Hazretlerinin sözüydü.
Şöyle diyordu; “Âlimler, fitneyi daha gelirken anlar. Cahiller ise ancak giderken fark eder.”
Elbette “Âlim-Cahil” kavramını eski şekliyle değerlendirmek yerine, yeni şekliyle bakmak daha uygun olur.
Bir belanın geliyor olmasını görmek için âlim olmaya gerek yok. Saplantısız bir düşünce, önyargısız bir bakış ve objektif bir değerlendirme yeterli.
Tabii bir de sevgi dolu yürek…
Türkiye’de son zamanlarda yaşanan, tam anlamıyla bir fitnenin dal, budak salma girişimidir.
Yanı başımızdaki Suriye’de yaşananlar, bu fitnenin hayat bulmuş halidir.
İnsanları mezheplerine, kimliklerine, aile büyüklüklerine, memleketlerine veya dillerine ya da renklerine göre ayırıp, ötelediğinizde, fitneyi kaçınılmaz şekilde sahneye sürmüş olursunuz.
Fitneyi anlamanın en iyi yolu, durduğunuz yer ve karşınızda cephe alanların ittifakıdır.
Ülkemizde uzun zamandır mezhep kavgası çıkarmak için uğraşanlar, arkalarında çok acı tablolar bıraktı ama başarılı olamadılar.
Türk-Kürt kavgası çıkarmak isteyenler de bunda başarılı olamadı.
Kürtlüğü terörle bir göstermeye çalışanlar, halen buna direniyor ama başarılı olmaları mümkün değil.
Müslümanları kışkırtmayı başaramayanlar, Müslümanları sindirerek bunu başarmak istedi, çokça da uğraştılar ama bunu da başaramadılar.
Ama Müslümanlara karşı bir ittifak kurmayı başardılar.
Bu plan birçok yerde tutmuştu, neden Türkiye’de tutmasın?
Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak, batının en iyi becerdiği işlerin başında geliyor.
Ama fitne için bir de malzeme lazım.
Mezhep tutmuyorsa, ırkçılık tutmuyorsa siyasi malzemeler neden olmasın?
Eğer iktidarda batıya el pençe divan durmayan varsa,
Eğer ülkeyi kimseye muhtaç ettirip, el açtırmıyorsa, üstelik de yatırımlarıyla “dev” ülkeler kategorisine yükseliyorsa, önünü kesmenin yolu, fitne çıkarmaktır.
Batının Osmanlı korkusu, kâbusların en büyüğüdür.
Türkiye’nin büyümesi, bölgede söz sahibi olması, kendine yetmenin ötesinde başkalarına da yetecek hale gelmesi, batı için Osmanlı’nın dirilişini hatırlatır.
2023 yılında yürürlükten kalkacak açık-gizli anlaşmaların bir yeni yüzyılda da yürürlükte olması birilerinin işine gelir ama bizim değil.
Kolay yem olan Ortadoğu’nun, Türkiye’nin liderliğinde ayağa kalkıyor olmasını düşünmek bile, batının kâbuslardan kabus beğenmesine yeterli sebeptir.
Fitne, işte burada lazım…
Başka aktörlere de gerek yok, içinizde bolca hain varsa, fitnenin fitilini ateşlemek çok da zor değil.
Türkiye’de fitnenin fitili, 2002’de iktidara gelen AK Partiyle birlikte ateşlemeye hazır hale getirildi.
40 yılı aşkın süredir başa bela olan terörü bitirme adımları, fitilin ateşlenmesini daha öne aldı.
Buna İsrail’i, batıyı, Ortadoğu’yu, yatırımları eklediğinizde de fitilin ateşlenmesinin çok geciktiğini bile düşünmek zor değil.
17-25 Aralık operasyonu, aslında Türkiye’de fitne ateşinin yandığı tarihtir.
Fitili ateşleyenle fitilin ateşlenmesinden etkilenen, aynı dünya görüşüne sahip, aynı inancı taşıyan, aynı ülkenin insanları olması, etkisini güçlendirdi.
Bir anda uyuyan terör uyandı mesela…
Birkaç kez ciddi şekilde denenen Gezi türü ayaklanmalar, başarılı olmaya başlamıştı ama geri püskürtüldü.
Aynı merkezden idare edilen, farklı finans çevrelerinin desteklediği, farklı ülkelerin beslediği ve terörle de etkisinin arttırıldığı fitne, böylece harekete geçmiş oldu ama halen oyun alanı bulamıyor, fitne ateşi harlanmıyor.
Bunun sebebi de, bunun fitne olduğunu bilen hatırı sayılır bir çevrenin sükûnetini muhafaza etmesi ve onların iktidarı devirme çabalarına rağmen, ayakta tutma çabasında kararlı olmasıdır.
Fitne, mücadele edecek alan bulamayınca, kendi kendini patlatarak, masum insanlara zarar vererek hayatiyetini muhafaza etmeye çalışıyor.
Bu açıdan fitneyi anlama ve tanımanın en iyi yolu, el ele, omuz omuza, sırt sırta vererek ittifak oluşturan farklı dünya görüşünde, farklı inançta ve farklı siyasi anlayışta olanların yürüdüğü yolda, çirkin görüntülerine bakmak yeterli.
Demokrasiyle yönetilen ve sandıkta değişen bir siyasi oluşumu, sandık dışında yenme çabalarının altında, fitneye alet edemedikleri büyük bir kesimin olmasıdır.
Bu fitneyi, İnşallah bu ülkede uyandırmayacağız. Fitneye alet olan ve Müslüman olduğuna kuşku duyulmayan çevreler de inanıyorum ki, tez zamanda gittikleri yolun, yol olmadığını anlayacak ve dua varken, beddualarla, mazlumların evlerine ateş salınamayacağını göreceklerdir.
 
Tweetimden seçmeler
Kendinize, eşinize, çocuklarınıza ve yakınlarınıza reva görmediğiniz hiçbir şeyi, başkasına ve başkalarının çocuklarına da reva görmeyin!
www.naifkarabatak.net
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375