Geçmişte..
Ali Kemal 9 kardeşli bir ailede doğmuştu..
Biz kısaca Ali diyelim.
Alinin anne ve babası okula gitmemiş ve fazla Türkçede bilmezlerdi.
Babası her köyde olduğu gibi çiftçilikle ve hayvancılıkla geçimini sağlıyordu.
Tarlaları bir sene ekiyor bir sene nadasa bırakıyordu.
O sene şansı varsa yağmur yağarsa,birde bir afet olmazsa ekinlerin bir kısmını satacak,bir kısmını hayvanlara yem olarak saklayıp geçimini sağlayacaktı.
Anne desen dünyanın yükü omuzlarında..
9 çocuk doğur,
Onları o fakirlikte,o zor şartlarda büyüt,
Her ananın her babayiğidin harcı değildi..
Kışın sobada yakmak,tandırda su ısıtmak,yemek yapmak için tezek yapımı ondan sorulurdu,
9 çocuğa yiyecek,yufka ekmek yapımı ondan sorulurdu,
Çamaşırları elle leğende yıkamak ondan sorulurdu,
Hayvanları sağmak,o sütle peynir,yağ elde etmek ondan sorulurdu,
Yün yıkamak,o yünle yatak döşek yapmak ondan sorulurdu,
Yünü ip haline getirip o iplerle kilim dokumak çocuklarına çeyiz hazırlamak yine o emektar anadan sorulur ve o nasırlı ellerden geçiyordu,
Bahçeyi ekmek o bahçeden ektikleri ile evine ve çocuklarına yiyecek sağlamak yine ananın işiydi.
Ali Kemal'de fakir bir ailede büyümenin zorluklarının farkındaydı.
Erken yaşlarda el alemin kapısında çalışmaya başlamış bu yüzden okuyamamıştı.
Hayatın zorluklarını kaderi sayan Ali askere gitmiş,askerden gelip hemen evlendirilmişti.
Bir müddet anne ve babası ile kalan Ali her canlı gibi kendi evini kendi yuvasını yapmak ve geçimini sağlamak zorundaydı.
Ayrı bir eve taşındı..
Taşındığı ev yıkık dökük,damı akan kerpiçten ahşap bir evdi.
Bu ev bile ona saray gibi gelmişti.
Ali'nin köyünde kimi gençler zor şartlarda okuyor,
Kimi ise şansını Avrupa'da deniyordu,
Ali'de öyle yaptı,şansını Avrupa'da denemek istiyordu.
Elinde üç beş düğün takısı ve altını vardı..
Onları bozdurup,4 aylık hamile eşini bırakıp Avrupa'nın yolunu tuttu.
Zorlu bir süreçten sonra Avrupa'nın bir ülkesine varıp iltica etti.
Bu ara Ali kaçak bir iş bulup eşine ve ailesine para yollamalıydı.
Öylede yaptı.
Yemedi,içmedi ailesine maddi destek sağladı.
Çünkü geldiği yeri ve ailesinin durumunu çok iyi biliyordu.
Bir iltica mahkemesi belki 1 sene belkide 10 sene sürecekti.
Ali işçi olmalıydı.
Etrafındaki arkadaşlarının takıldığı bir dans kulübü vardı.
Arkadaşlarından bir ikisi orda yabancı bir bayan ile tanışmış ve evlenip işçi olmuştu.
Ali'de şansını denemek istedi,
Bunun için eşinden bile izin almak zorunda kendini hissetmiyordu.
Zaten eşide işçi olması için başka bir bayanla evlenmesine dünden razıydı.
Ve süslenip püslenip,en güzel elbiselerini giyip disconun yolunu tuttu.
Ali boylu,poslu,eline yüzüne bakılır bir gençti.
Discoda gözüne kestirdiği en yaşlısına,en şişmanına önce hayatında hiç içmediği içkiyi ısmarladı,
Sonrada hiç bilmediği dansa kaldırdı.
Mahçup bakışlarla Ali etrafı gözetliyor acaba bir tanıdık çıkarda beni görürmü diye sıkılıyordu.
Ali ile o bayan birbirinin ayağına basa basa,şansa dansa,dansı bitirdi.
Ali Kemal o bayanı bir işçi olma kurumu olarak görüyor,
O bayanda Ali'yi bir başka düşünüyordu.
Her ikisininde birbirine çıkarları uyuyordu.
Uzun bir hayat hikayesinden ve zorluklardan sonra Ali işçi olmuştu.
Herkes gibi yeni bir hayata başlamış,
Ehliyetini ve yeni bir araba almıştı,
Hayatı herşeyiyle değişmişti,
Eşine ve ailesine bol bol arabası ve yeni imajı ile çekilmiş resimler yolluyordu.
İlk iznini Avrupalı eşiyle kendisinin hiç görmediği Avrupalı eşinin onlarca kez gittiği Akdeniz sahillerinde yaptılar.
Bir hafta kaldıktan sonra Avrupalı eşini uçakla ülkesine yollayıp kendisi babam hasta diye köyünün yolunu tuttu.
Köye geldiğinde köy eskisi gibi duruyordu.
Eşi,
Çocuğu,
Anne ve babası,
Arkadaşları,
Komşuları onu çok sıcak karşılamışlardı,
Ama Ali eski Ali değildi.
Hayatımı değiştireyim derken yaşadığı hayat onu çok değiştirmişti.
Önceleri ayıp dediğine artık ayıp demiyordu,
Önceleri günah dediğine artık günah demiyordu,
Ne geçmişi ile yüzleşebiliyor nede yaşadıkları ile..
İnsan geldiği yere kolay gelmiyordu,
Avrupa birçok şeyi koparmıştı Ali'den.
Artık yapacağı tek şey maddi olarak ailesine daha çok katkıda bulunmak eşini ve çocuğunu Avrupa'ya götürmekti.
Onuda yaptı..
İşini sağlama aldıktan sonra Avrupalı bayandan boşandı.
Köydeki eşini resmi nikahına alıp çocuğu ile beraber yanına aldı.
İlk işi eşinin giyimini değiştirmek ve onunda Avrupa'ya ayak uydurmasını sağlamak oldu.
Kendisinin Avrupalı olduğunu kanıtlaması gerekiyordu.
İlk başta eşi buna tepki versede kocasını elinde tutmak başkasına kaptırmamak için her dediğini yaptı ve ona uydu.
Kendisi değiştiği için herşeyi değiştirmeye kalkıyordu.
Geçmişinden,fakirliğinden,ezikliğinden intikam alırcasına tüm değerlerini sorgular olmuştu.
Bilmiyorduki o kadıncağız onlarca asırlık bir dinden ve gelenekten geliyordu.
O kadar tutucu örf ve adetlerine bağlı bir yerden kopmuş dilini,kültürünü yarım yamalak bildiği bu ülkeye,bu topluma ve insanlara ne kadar ait olabilirdi?
Ne kadar ayak uydurup onlar gibi olabilirdi.?
Halbuki Avrupalılarında aile yaşantısı düzgün ve gerçekten geleneklerine ve değerlerine çok bağlı insanları var.
Ali Kemal ise tüm Avrupalıları discoda tanıştığı bayan ve onun yaşadığı hayatı gibi düşünüyordu.
(Avrupalılar aslında kendi geleneklerine,kültürüne bağlı olan yabancılara daha çok saygı duyarlar)..
Ama Ali Kemal geçmişinden,eşinden,geldiği yerden utanır olmuştu.
Fakirliğini ülkesinin geri kalmışlığına ve cahil bırakmışlığına değil,
Dinine,örf ve adetlerine bağlıyordu..
Nede olsa Ali'nin gözünde parası olan ne derse ne yapsa haklıydı.
Çünkü Ali'nin köylüleri ve yakınları Ali Avrupalı olduktan sonra ona bambaşka bir değer ve kıymet vermişlerdi..
Hikayeyi fazla uzatmadan..
Gelecekte..
Ali'nin bir çocuğu daha olmuştur.
Kendisini tamamiyle işine ve paraya kaptırır.
Geçmişteki yaşadığı ezikliğini para ve pul ile kapatacağını sanır.
Kazandıkça kendi gerçekliğinden,eşinden ve çocuklarından uzaklaşır.
Yıllar sonra eşinden ayrılır..
Çocukları büyür..
Büyük kızı annesi köyden kendi bir akrabası ile evlendirir.
Birbirine uyum sağlamazlar oda bir çocuğu ile eşinden ayrılır..
Ali'nin torunu artık Avrupa'da doğmuş ve büyümüştür.
O artık gerçek Avrupalı olmuştur.
Ali'nin torunu ana dilini biraz biliyor,
En iyi kendisini bulunduğu ülkenin dili ile ifade ediyordu.
Oda su gibi akan zaman içinde büyür ve kocaman bir delikanlı olur.
Bir kız arkadaşı bulur,
Alinin torunu ve
bulduğu kız arkadaşı dedesinin köyüne yakın bir kızdır.
Artık onlar yakın köylüden çok Avrupalı olmuştur..
Giyimi,
Dinledikleri müzik,
Yemekleri,
Hatta kolundaki dövmeleri ile Avrupalılardı.
Birbirlerine çok uyuyorlardı.
Çok iyi anlaşıyorlardı,
Sadece arada çat pat bildikleri ana dillerini konuşuyorlardı..
Boş zamanlarında buluşuyor,
Partilere ve eğlence kulüplerine gidiyor,
Dil,kültür,yaşantı olarak bulunduğu ülkeye ayak uydurmuşlardı.
Hatta ilerde çocukları olursa çocuğuna takacakları modern bir yabancı ismini bulmuşlardı bile..
Bir ara konuşurlarken dedelerinin geldiği köyü merak edip görmek isterler..
Karar verirler ve giderler.
Ana tatillerini Akdeniz kıyılarında yapıp iki günlüğüne baba ve dedelerinin köylerini ellerinde kamera ve fotoğraf makinesi ile ziyaret ederler.
Dolu mezarlığın,boş sokakların ve boş evlerin bol bol resimlerini çekerler,videoya alırlar.
Tekrar üklerine gelip arkadaşlarına gösterirler.
İlerde çocuklarına bir hatıra ve bir anı olarak göstermek içinde saklarlar..
(Ali Kemal ve hikaye hayalidir.
Hikaye Alinin değil hepimizin hikayesidir,
toplumsal bir sorundur sonumuz)..

HAYIRLI RAMAZANLAR..

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375