İŞÇİ İŞİNE,KÖYLÜ KÖYÜNE..

Biraz siyasi polemiklerin dışına çıkıp arada ruhumu ve beynimi dinlendirme ihtiyacı duyuyorum.
Çok sürmüyor ama.
Belki çoğu siyasetçiden daha çok siyasi geçmişimiz olmuştur ama biz siyasetçi değiliz,bende bir siyasetçi değilim.
Hiçbirimiz değiliz.
Kimimiz fabrikada işçi,kimimiz akademisyen,kimimiz pizzacı,işletmeci,taksici yada ticaretle uğraşıyoruz.
Yada emekli,işsiziz ne fark eder.
Facebook'tan öncede yazmışlığım olmuştur ama yazarda değilim ve böyle bir iddiamda yok.
Hiçbirimiz değiliz..
Mesele aydın olmak ve aydınlatmaktır.
Bunu kaç kişi becerebiliyor tartışılır.
Peki arkadaşlık ve dostluk üzerine kurulmuş bir sosyal platformu niye savaş arenasına çeviririz siyaset ve yazdıklarımız yüzünden.
Birbirimizden şimdiye kadar ne öğrendik?
Ne verdik?
Kaç oy aldık?
Kaç kişiyi değiştirdik?
Birde yazdıklarınızı kaç kişi anlıyorki?
Kaç kişiyi ilgilendiriyorki?
Koca bir hiç..
Dini savunan insan duruşu ile,ibadeti ile yaşam tarzı ile örnek olur.
Kürt kimliğini savunmakta öyledir,yaşam tarzı,söylemleri ile pratiği ve duruşu aynı olmalıdır.
Kişiliği oturmuş,insanların güvenini kazanmış insanlar düşüncesi ilede etkili olurlar.
Topluma öncü ve örnek olmaya adaydırlar.
Elhamdüllilah demekle Müslümanlık,Bir parti ve ideolojiyi savunmakta kimseyi en iyi Kürt yapmaz.
Halk gibi olmayanın ne halka nede hakka bir faydası olmaz.
Kendisini kurtarmayan ailesini,ailesini kurtaramayan mahallesini kurtaramaz.
Insan önce kendi bireysel Devrimi gerçekleştirmeli.

Köyde yer sofrasında oturamıyorsanız dizleriniz ağrıyorsa bir köylü olamazsınız.
Okumuş olabilirsiniz,bu çobandır diye aşağılarsanız,geldiğiniz yeri ve insanları beğenmezseniz adam olmuş olmazsınız.
Bir partinin başındaysanız,bir halkı temsil etmeye ve yönetmeye adaysanız halkla gecekonduda yemekte yiyeceksin,camiyede gideceksin.
Halk gibi olmayanında halkı yönetme hakkı yoktur.

Yılmaz Güney birgün bir arkadaşıyla Çukurova'da pamuk tarlalarında çalışan kadınlı,erkekli emekçileri ziyaret ederler.
Tabiki işçiler ikisinide tanımaz.
Yılmaz Güneyin arkadaşı birikimli,bilgili biridir. işçileri örgütlemek için başlar anlatmaya..
Proleterya,Kapitalizm,Sosyalizm,Burjuva,Emperyalizm,Faşizm,Ütopya bilmem daha bir sürü halkın anlamayacağı bir dil ile konuşur.
İşçiler bir taraftan dinlerken bir taraftan sıkılıp çalışmaya devam eder.
Ordan ayağa kalkan bir işçi bu adam güzel konuşuyor,bilgili ama ne demek istediğini anlamadık der.
Yılmaz Güneyin arkadaşı halkı ikna etme yerine kendini gösterme amacındadır.
Neyse sonra bir gölgeye çekilir ayak ayak üstüne atar,sigarasını yakıp işçileri seyreder.
Bu sefer Yılmaz Güney işçilerin yanına gider.
Bir kadının sırtındaki çocuğu kucağına alır sever.
İşçilerle beraber pamuk toplar hemde sohbet eder.
Biz sırtınızdaki bu çocukların geleceği için mücadele ediyoruz.
Kadınlarımızı tarlalarda çalıştırmak istemiyoruz.
Emeğinizin,alınterinizin hakkı için mücadele ediyoruz deyince tarladaki bütün insanlar etrafında toplanırlar..
Severler,alkışlarlar,peşinden geliyoruz derler.

Halkın dilinden ve halinden anlamayan onlara önderlik edemez.
Emekçi haklarını savunuyorsan bir kapitalist gibi yaşamayacaksın.
Halkın içinden gelen halk gibi olmalı.
Düşünceleriniz,bilgileriniz,profesörde olsanız kimseyi ilgilendirmiyor.

Dün 1 mayıstı bugün 2 Mayıs.
Değişen ne oldu?
Hayat devam ediyor.
Ezen eziyor,ezilen eziliyor.
"İşçi işine,köylü köyüne"..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375