Kani Yado

NATO'nun tutarsız, kalleş, ikiyüzlü üyesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin maskesi düştükçe, dünya insanlığı bu işgalci  talancılardan Kürdlerin çektiklerini hatırlıyorlar ve bölgede  önemli bir aktör olması gerektiği anlaşılıyor. 
Bu durum Kürdistan'ın dünyanın gündemine girmesini sağladığı gibi, itibarsızlaşan şeriatçı Müslümanlara karşı Mezopotamya'nın varisleri olan tüm halkların acıları duyulmaya başlandı.
Mezopotamyalılar yabani hayvanları evcilleştirebildiler ama çöl köleci toplum  sistemini ayakta tutan gerici mahlukları evcilleştiremediler ve tam aksine onların rengine girip  karanlığa gömüldüler...
Kürdler İslamiyet'i kabul ettikten bu yana Mezopotamya Uygarlığına ait değerlerini hala unutmadılar ve erdemli yaşamın özleminde yaşıyorlar. Çöl vahşet kültürüyle hep uzlaşmaz durumlarını muhafaza ettiler. Arapların geleneksel Sünni ve Şiiler arasındaki husumete göre cepheleşmede ezildiler.
Arap çöl cehalet tarzındaki karşıtlığın bölünme biçiminde de Kürd rengi yoktur, her zaman Kürd karşıtlığında ittifak vardır.
Türkiye, Kürdleri yeryüzünden silmek için, Sünni İslam cephesinin başını çekmek amacıyla büyük bir çaba içine girdi.
Örtülü ödenekten -Arapça DAİŞ denen -IŞİD'e sağladığı destek ve gönderdiği silahlar deşifre olunca takla üzerine takla atamaya başladı. Müttefik güçleri destekler gibi görünerek  şimdi kendini kamufle etmeye çalışıyor.
Kürdler, Saddam'a karşı koalisyon güçlerinin yanında yer aldığı için dünyadaki tüm Müslümanlar Kürdlere karşı husumet beslemektedirler. Böylece artık Araplar eskisi gibi Kürdleri kendi rengine boyayıp bölgede gericiliğe yönlendirmiyor. Zaten bundan sonra Kürdler Arap'ların renklerine göre mevzilenirlerse biterler.
Rabbimizden dileğimiz çöl vahşilerine benzememek!
Güney Kürdistan oluşumunun mimarı Amerika'dır. Bunun hiç bir zaman akıldan çıkarmamak gerekir ki, kolay kazanılan kolay gidebilir. Bundan dolayıdır ki, Güney Kürdistan çağdaş siyaseti terk etmemelidir.
Mezopotamyalı bir ulus olan Kürdler bölgede en aktif aktör olarak bölge sorunlarına çağdaş anlamda katkı sunmak istiyorlarsa, Mezopotamya uygarlığının kültürel zenginliği üzerinde kendini yeniden inşa etmesi gerekir.
Askeri önlemler teröre karşı tek başına çözüm değildir. Süreç bölge gericiliğinin terörist ordulaşmasına karşı mücadelede dünya insanlığı için çok anlamlı olan büyük görev sunmuştur.
Arap geleneksel çöl vahşet yaşamıyla çağımızın demokratik uygar toplumları içinde bir partner olmak mümkün değildir.
Tüm Kürd siyasal parti ve grupların tüm grici bağlantıları kesip, Kürd ulusal stratejisine katkı sunmalıdırlar.
Güney Kürdleri Amerikanın izni olmadan hiç bir şey yapamazlar. Yapamamaları da Kürdler arası ilişkilerin normalleşmesine neden oldu. Dengeler çok kaygandır. Her kes çok iyi biliyor ki, başta ABD olmak üzere koalisyon güçleri desteğini çekerse Kürdler için geride hiç bir şey kalmaz.  
Kürdler  eski aşiretsel çelişkili yaşamının içine girerlerse bölgede kilit rol oynayan aktör olma vasfını kaybeder.
Bölgede temiz kalan halklar Müslüman olmayan haklardır. Kürdler yüzyıllarca birlikte yaşadıkları Ermenileri kaybettiler yetimler gibi kimsesiz kaldılar ve Kürdler de katliamla karşı karşıya geldiler.
Diğer kardeş mağdur halkları da kaybederlerse Mezopotamya değerlerine sahip geride hiç bir şeyleri kalmaz.
Kürdlere karşı geliştirilen düşmanlığın tarihi çok eskidir.
Tarih bilgileri olanlar, geçmişte Orta Asya barbar kavimler göçü yaşadığımız coğrafyada yaşamı altüst ettiğini bilirler.  
Asırlardır Mezopotamya ve Anadolu halkları barbarlar tarafından katliamdan geçiriliyor. Bu durum kırsalda aç kalan kurtların insanların yaşam alanlarına inmesi gibi doğal  bir olayın toplumsal benzeridir.  
Buna paralel olarak Mekke merkezli çöl barbarlarının talanları eklendi. Bir türlü medenileşmeyen bu kavimler ve çöl barbar zihniyeti eklenince şimdi dünyayı sarsan bir duruma geldi.
Çöl barbarları ümmet yapılanmasıyla cehaleti ve talanı geniş bir alana yaydı. Tüm İslam devletleri gibi Osmanlı da çöl şeriat sistemiyle talanlara tanrısal anlamlar yükledi.  Bu gün DAİŞ terör örgütünün yaptıklarının aynısı o zaman şeriat kurallarına göre yapılmıştı.
Talanlarda menkul ve gayrimenkullere el konduğu gibi halkların namusuna da el koydular. Kadınları cariye olarak gasp edip pazarlara sürdüler. Öldürmedikleri veya canlı yakaladıkları erkekleri de köle pazarlarında sattılar.
Günümüzdeki Türkiyelileşme de, geçmişte halkları köleleştirmenin devamı ve çağımız koşullarında geldiği yeni boyuttur.
TC devletinin Avrupa Birliği ile uyum sorununda Kürdistan'ın kırsal yaşamı büyük engeldi. Bu durumda ya ekonomik tedbirlerle insanlar göç ettirildi yada danışıklı düşük yoğunluklu savaşlar yaratıldı.
TC tarafından Kürd köyleri yakıldı. Tazminat ödemekten kurtulmak için "köyü Kürdler yaktı" biçiminde köylüden imzalar toplandı.
Köy koruculuk sistemi ve siyasal alanda Türkiyelilik politikası bu kanlı planın siyasal yansımasıdır.
Bu koşullarda başta Türkler olmak üzere, Kürdlere düşmanlık yapmaktan vazgeçmeyen halklarla birlikte yaşamak mümkün mü?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.