Kanî Yado

Doğruların kavranması için nazariyelerden ziyade musibetlerden etkileniriz. Siyaset ve din istismarı insanları büyülercesine etkisi altına aldığında gözler kör olur, gerçekleri görme kabiliyeti yok olur.
İşte Türkiye musibetler!
Kardeş kardeşin canlı bombası oluyor!
İşte siyasetin her tarafını sarıp sarmaladığı muktedir ihtiras!
Yeniden seçim atmosferi heyecanına girilirken çok önemli gerçekler ıskalanıyor. Siyaset kimlerle ne derin anlaşmalar yapmıştı?
7 Haziran’da birilerinin HDP’nin barajı aşmaması sözü ve beklentisi boşa çıktı belki.
7 Haziranda bir paşa başkan yapılmadığı için al sana paşa paşa savaş ortamı...! 1Kasım'da da HDP barajı aşarsa, kaç Kürdün canı yanacak? Misak-i Millici aktörlerinin amacına göre tercihini koymadıkları için Kürdlerin başına gelebilecek felaketleri tahmin edebiliyoruz!
Ak Parti tekrar yenilgi alırsa, iktidar tarafından hemen çatışma ortamı yaratılır! Hepimizin bildiği gibi, TC’nin ihtiyaca göre savaş ortamını yaratma yeteneği bilinmeyen bir durum değildir.
Kürd demokratik kamuoyunu sindirmek için devlet ordusunu, polis teşkilatlarını ve  hazır maskeli ve maskesiz para-militar güçlerini harekete geçirir.
Bu dönemde partilerin iktidar olmalarından veya olmamalarından ziyade çatışma ortamını yaratan ve şiddeti tırmandıran derin dinamikleri tahlil etmek daha önemlidir.
İnsan ihtirasının neden olduğu din istismarları toplumsal yaşam üzerinde hakimiyet kurduğu zaman mutlaka arkasından felaketler gelmiştir.
Siyaset musibeti, Hitler gibi bir felaketin habercisi değilse nedir?
Muktedir siyaset, 7 Haziran Genel seçiminde beklediği sonucu alamayınca, topluma karşı savaş açtı.
İktidarlar muvakkat ve gidicidir ama neden oldukları felaket izleri asla silinmeyecek şekilde Türkiye’nin siyasi tarihine bir kara leke daha bırakmıştır!
Türkiye nasıl bu hale geldi?
Türkiye’de yobazlık gelişmedi, Türkiye'de yobazlık vardı zaten. Şeriatçı cübbeli ve cübbesiz yobazlık Cumhuriyet döneminde  laikliğin yasakları karşısında yer altına geçmiş, pusuda bekliyordu.
Asırlarca şeriatla idare edilen Osmanlı devleti, Anadolu halklarını müzmin çöl gericiliği rehabilitasyonunu imkansız hale getirdi.
Günümüzde bilimde ve teknikte muazzam gelişmeler olurken 6 asır boyunca şeriat yönetiminde kalan halklarda tekamül arızaları olurken, toplum iki bin yıllık köleci toplum yaşam biçimine savruldu.
Avrupa’nın giriş kapısında biçimlenen Türkiye Cumhuriyeti’nde Trakya ve Anadolu’da beklenen gelişmeler olmadı.
Türkiye’de şehirliler daha köylülükten kurtulmadan kırsaldan şehirlere göçen köylüler tarafından kuşatıldılar. Bir araya gelen köylülük cemaatler, tekkeler, tarikatlar tarafından kolayca örgütlü hale getirildiler ve bu potansiyel Ak Parti denen gerici, çağ dışı ve din maskeli ucubelerin örgütlenme alanı oldu.
Birileri, TC İstihbaratı kanalıyla derin Kürdlerle yaptığı pazarlıkta, HDP’nin milletvekili adaylarını bağımsız seçtirip meclise sokmaktansa seçime parti olarak girip barajı aşmamak için pazarlık yapılmıştı belki.
Böylece HDP’yi parlamento dışında kalmasını sağlarken demokratik Kürd hareketi etkisizleştirilecekti ve TC lehine Kürdleri yönlendirecek derin Kürdler ön plana çıkarılacaktı.
Ak Parti’nin tek başına iktidar olmasını sağlamak karşılıksız değildir elbette. Türk milli yemini olarak bildiğimiz Misak-i Milli için TC derinliğine verilen taahhüt böylece yerine getirilmesi için siyasal kanallar açılacaktı.
Rojava’da,  ABD Peşmergeyi devreye sokarak oyunu bozup Kürdlerin lehine  gelişmelere  neden olunca, TC kayıplarını Kuzey Kurdistan’da gidermeyi, esas aldı.
Pazarlığının karşı tarafa sağlayacağı siyasal rant  daha çok siyasette öne çıkarak Kürdleri TC’nin lehine yönlendirmek olduğunu unutmamalı.
Siyasette barış taleplerine paralel refleksler siyasal manevralardır. Barış ortamının ortaya çıkması için Rabbimizin insanlara verdiği feraset ve imkanlarla insanların tefekkür etmesi gerekiyor.
Şiddetin hayatın her alanına hakim olduğu geri koşullarda hangi barıştan bahsedilebilir?
Tekamül etmeyen toplumlar evde, sokakta, siyasette, cemiyette, aşiret ilişkilerinde, inançlarda şiddet ile şekillenirler.
Günlük eylemleri barışçıl olmayan bir yaşam biçiminin musibetlerini görerek, insan üzerinde yaptığı tahribatların acılarını hissederek insanların tefekkür etmesi mümkündür.
Geçici ateşkesler ve geçici barışçıl ortamları insan ihtiraslarını yok edip erdemli bir yaşamın tesisini mümkün kılamazlar.
Barış içinde yaşamak için toplumların şiddeti esas alan yaşam biçimini terk etmeleriyle sonuçlanan tekamülü yaşaması lazımdır.
Barışı kimse getiremez, ancak tarafların geçici anlaşma başarısı sağlamaları mümkün olabilir. Barış içinde yaşamak bir tekamül olayıdır.
Tekamül etmeyen toplumlar evde, sokakta, siyasette, cemiyette, aşiret ilişkilerinde, inançlarda şiddet ile şekillenirler.
Günlük eylemleri barışçıl olmayan bir yaşam biçiminin musibetleri görerek insan üzerinde yaptığı tahribatların acılarını hissederek insanların tefekkür etmesi mümkündür.
Coğrafyamızın acımasız gerici koşullarında biçimlenen insanlar, ya siyaseti efendilerine sadakat gösterisi olarak algılarlar yada insanları kendilerine sadakatle bağlı köle haline getirme faaliyeti olarak anlarlar.
Bu yüzden en çok kullanılan slogan “çok yaşa padişahım” olmuş. “Özgür birey/özgür toplum” gerçeğiyle hiç yüzleşmeyen bu coğrafyanın tarihinde ya zulmetmek yada zulme uğramak vardır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375