Karanlık Kafalar Kürdleri Kandırdılar

Kani Yado

Türkiye’nin Kürdlere verdiği ayar sonucunda Kürd partilerinin inandırıcılığını kaybettiklerini söyleyebiliriz.
Bu durumun nasıl meydana geldiğini söylemek için bölge halklarının özelliklerine sahip Kürdlerin durumunu doğru tahlil etmek gerekiyor.
TC ile Kürdler arasında istişareler başlar başlamaz Kürdler Fransa’da yüreğinden vurulur!  TC, henüz yeni uyduruk masaya oturmuşken nasıl ve neye güvenerek bu suikast kararını aldı?
Kürdler ne kadar Kürd savaşçının iç infazla katledildiğini bile sorgulama cesareti bulamadı henüz. Derin tehlikeler belirir hemen!
Kürd partileri “birlik ve beraberlik” demagojisini ağızlarına sakız yapmış tekrarlayıp duruyorlar!
Kürdistan’da her ailede “çoyê kesî li ser çöyê min na be!” söylemi bir kanun gibi yürürlüktedir.
Yani bu sosyal yaşamda her kes sopalı barışıksızlığı yaşıyor ve her kişi ve grup hedeftir birbirine!  Her türlü kavgalar bu benzerliğin ürünüdür.
Vicdanları eriyip yok olanların birlik çağrıları sadece kendilerinin güçlenmesini istemelerinden duyulan ihtiyaçtır.
Bu anlayışa sahip Kürd grupları hangisi güçlense diğer gruplara saldırmaya hazır hale gelir. Çünkü çöl vahşetine dayanan bir yaşamda biçimlenen kişilik oluşumunun sonucunda tüm halklar böyledir.
Fırsatçılık avcının tuzak mantığında yaşama girmiş. İşte bu durum geniş bir alana yayılmış Müslüman toplumların dünyanın her yerinde güvenilmez insan toplulukları algısını yarattı.
Hiç bir Kürd partisinin ve bireylerin kendi adına yaptığı çağrıları samimi bulmak mümkün değildir.
Bu yüzden sorunlar uygar devletler tarafında çözülüyor.
Kürdler diğer Müslüman halklar gibi bu konuda sınavı kaybetmişlerdir. Çünkü hiç bir grubun, partinin, aşiretin bir diğerinden farkı yoktur.
Sanki tek kalıptan çıkmışlar!
Tanıdığımız çok sayıda siyasi aktör vardır. Bu zat-ı muhteremler tam pusuya yatmışlar. Kürdistan’ın birliği ve beraberliği demagojisini kullanıp kendilerini güçlendirmeyi düşünmekteler...
Kimse inanmıyor artık! Ya millileşirler ya da yere basmayan ayakları havada kalmaya devam eder!
Kürdlerin geleneksel siyaset tarzı, kendi sömürgecileriyle olan yararsız derin ilişkileri dünya insanlığı tarafından hoş karşılanmıyor.
Aşiretler ve mezhepler arasında çağımızın ilişkilerine yakışmayan karşıtlık hala sürdürülüyor.
Kiminin TC için, Kiminin İran için, Kiminin Suriye için misyonerlik yaptıkları biliniyor artık!
Bölge gericilerine karşı tahammülü kalmayan dünya vicdanı topuyla, tüfeğiyle, uçaklarıyla sahaya çıkıp Kürdistan’ın kaderini belirlemeyi kolaylaştıran temizlik hareketine başladılar.
Kanlı ve zalim komşularımızın durumuna karşılık Kürdistan’ın kaderini dünya insanlığının aklıselimi belirliyor.
TC devletinin güdümündeki Kürd siyasiler olumlu gelişmelere parmak sokup ortalığı belirsizleştirdikleri gözden kaçmıyor!
Kuzey Kürdistan’ın TC tarafından yönlendirilmesi faaliyetleri Türkiye için iyi sonuçlar ortaya çıkardı ama Kürdler için hepsi dezavantajdır.
Bu olumsuz ve talihsiz duruma rağmen Dünya insanlığı güç çatışmalarının ayakları altında mağdur olan Kürdlerin kaderini belirleyecektir.
Dünyanın Kürdleri düşündüğü kadar Kürdler kendilerini düşünebilseydiler düğümlenmiş, kör düğüm olmuş sorunların çözümü daha kolay olurdu.
Kürdler Arap milliyetçiliğinden başka bir anlama gelmeyen ümmetçilik adına veya Türkiyelilik politik ümmetçiliği adına engel olmasınlar yeter.
Araplar bize ümmet kardeşliği üzerinden “felah” dedikleri dini kurtuluş modeliyle dini tuzaklar üzerinden aldatıp bizi ruhen köleleştirdiler.
Arap devletleri şimdi Kürdlerin yeryüzündeki varlığından bile huzursuz oldular ve bize düşman oldular.
TC devleti ise “demokratik kurtuluş” demagojisiyle aldatıp, bu tuzakla bizim tutsak kalmamızı istiyor.
Bizim ulusal sorunumuz vardır. Böylece sömürge Kürd ulusunun stratejisi Ulusal Demokratik Kurtuluştur.
Kürdlerin Türkiye demokrasisine razi edilip ulusal davasından vazgeçirilmek istenmesi bir oyundur.
Hem de TC, bu tuzağı kendi Kürd taşeronlarına yaptırıyor!
Kuzey Kürdistan’da neler dönüyor? 
Durup dururken Kürdistan şehirlerinin boşaltılması koşulları ve bahaneleri nasıl yaratıldı?
MİT'nin Silivri ve diğer cezaevlerindeki Ergenekoncularla görüşmeleriyle TC devleti bölgenin gerici güçleriyle mutabakat sağlayarak yeni bir sürece girdi.
Her ne kadar topluma “barış ve çözüm” haberleriyle yansıdıysa da aslında aralarında hangi detayların konuşulduğu basına yansımıyordu.
Biz ancak tahliyeler başlayınca, Fransa’da Sakine Cansız ve arkadaşlarına suikast yapıldıktan sonra bir şeylerin döndüğünü fark ettik.
Daha sonra Kürdler, Türkiyelilik politikası üzerinden TC’ye ve Türklüğe ısındırıldı.
Çeşitli provokasyon eylemlerine sürüklenerek Kürdlerin aleyhine gelişmelerin nasıl başladığını bu güne kadar anlamaya çalışmaya devam ediyoruz.
Müslüman devletler hariç tüm dünya halkları Kürdlerden yana görüş belirtirken Ak Parti iktidarının çeşitli provokasyonlarla Kürd şehirlerini boşaltma başarılarını göstermesi düşündürücüdür.
Dışarıdan Kürdlere verilen destek kadar Kürdler Özgürlük Mücadelesinin ulusal temelde yürümesi için destek verseydi bu kadar ölümler olmazdı.
Kürdler ne olup bittiğini anlamakla zaman geçirdi.
Siyasiler sanki başka galaksilerde yaşıyorlar gibi ilgisiz veya AKP'nin işlerini kolaylaştırıcı bir pozisyona girmiş gibi. Kürdler Türkiyeyi kurtarma saplantısından vazgeçerlerse hem Kürdlerin ve hem de Türkiye’nin diğer halklarının yararına olacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375