Arap dünyası, petrolün üzerine yan gelmiş yatıyor. Biz de Osmanlı uygarlığının söylemleri/yazıtları üzerinde yan gelmiş yatıyoruz. Her ne lazımsa oradan çıkarıp getirmenin yeterli olacağını sanıyoruz. Oysa biz,bunlarla gargara yaparken,bizim dinimizde olmayanları varmış gibi bize yutturarak aramıza çok kolay nifaklar sokmaktalar. .. Coğrafyamızda tarihin en acımasız katliamlarının yapıldığı bir dönemdeyiz. Tüm çatışmaların temeline inildiğinde görülebilen başlıca çatışma sebeplerinin dini unsurlar olduğu apaçıktır. İkinci sırayı ise ırkçılık yada kavmiyetçiliğin olduğunu görürüz.

Dini angümanları ön plana çıkartarak din adına yaşanan çatışmalardaki baş sebep meshepcilik ve o mesheplerin din adına hükümlerini kolayca görmekteyiz.. Şiilerin ve sunnilerin uyduruk isimlerle birtakım çeteler (işid)gibi oluşturarak güya islam adına cinayet işlemeleride bundandır. Halbuki,Medine Sözleşmesi peygamberimizin Kur’an’ın temel değerlerinden hareketle Medine’de gerçekleştirmeye çalıştığı bir arada yaşama formülüdür. Yani bir toplum projesidir.

Peygamber Medine Sözleşmesi’nde ortak paydada farklı inançları buluşturmaya çalışmıştır ama bu kadar önemli bir sözleşme uzun yıllar boyunca Müslümanların gündemine maalesef hiç girmemiş ve , hiç dönüp bakmamışlardır. Çünkü ! İslamın tek kaynağı kurandır tüm bu çeteler kuran olduğunada inanır,ellerinde kuranla gezerler,birbirlerini ellerinde kuranla infaz ederler ama asla içindeki söylemlere dikkat etmez onun yerine meshep liderlerinin kendilerine empoze ettikleri emirler ve yasalara uyarlar.

Tüm bu savaşların ve kanın gerek ortadoğuda gerekse anadoluda sürekli dinamik kalmasının temelindede kuran hükümlerinin gözardı edilip kuranı n üfürükçü bir kitap olarak tanınmasındandır. Mesela,Kuran asla mesheplere (fırkalara)ayrılmayın der.(RUM 31-32 ) aslında olayı burada kökten çözmüştür. Haksız yere bir insan öldüren tüm insanları öldürmeüş demektir der, İnsan ırkları arasında hiçbir ayırım yapmadığını siyah sarı ve beyaz insanın birbirinden hiçbir farkı olmadığını üstün olanın takva sahibi olanların olduğunu söyler.

insanlar arasında eşitliğe okadar önem verirki,kimsenin kimseden üstün olmadığını devlet yönetmenin asla bir üstünlük unsuru olmayacağını aynı toplumda yaşayan insanların hertürlü sosyal yaşam ve kamu düzeninde eşit şartlarda haklara sahip olduklarını emreder.Hatta inanmayanlarında inananlarla aynı yaşam hakkına sahip olduğunu vurgular. Ancak,tüm toplumlar kendi bulundukları konuma göre kendi inançlarının ve ırklarının özel olduğunu sanmakla yada öyle sanmaları istenmekle katliamların fitilleri çekilmektedir.. Meshepleri ,ırkları ve makamları ile öğünenler bu katliamların baş mimarlarıdır. Ne mutlu türküm demekle başkalrına ne mutlu arapım,ingilizim deme hakkını verir,Sunni yada şii olmakla öğünenlerde protestan ve katoliklere öğünme hakkını doğurur.

Türklüğün üstün olduğunu savunurken kürtlerinde aynı hataya düşmesini neden yadırgarız, ..Müslüman adı altındaki ülkeleri yöneten muktedirler başta olmak üzere bu söylemlerden nemalanarak savaşların pimlerini çekerler, Hep şunu söylemişimdir,Ortadoğuda islam adına müslüman öldüren bunca sözde mücahit dünyanın bir numaralı katili İsrail e neden gıkını çıkartmaz.200 bin işid ci ortadoğuda müslüman çocukları kadınları öldürmeyi islamdan sanarken İsrail i neden düşman görmez.

SELAM VE DUA İLE
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375