KAYBOLAN ÖMERANLI- (LAR)..

Ömeranlı giderek boşalıyor.
Avrupa'ya göç bitmek bilmiyor,artık biz değil sanki köydekiler gurbette.
On evden bir evin lambaları yanıyor.
Buna ölümlerde eklenince tek tek evlere kilit vuruluyor.

Peki bunun sonu ne olacak?

Yok olan,kaybolan,boşalan sadece bir Ömeranlı değildir.
Bununla beraber kaybolacak olan örf adet,gelenek,görenek hatta dilimiz bile olacaktır.
Köyde kalan hiç Avrupa görmeyen yaşlılarımız vefat ettikçe kendileri ile beraber çok şey götürüyorlar.
Eski insanlar bir taziyede önde dururlar nasıl oturup kalkılacağını söylerler.
Orta yaşlı insanlar ve gençlerde buna ayak uydururlar.
Akraba ziyaretleri,akraba ilişkilerini ve ailede çocukları bir araya getiren yine büyüklerimizdir.
Orta yaşlılar ve gençler büyüklerin etrafında toplanırlar.
Bayramlarımızı kutlama,kurban kesimi,Ramazan'da o manevi duygular onların sayesinde yaşanılıyor.
Giyim olarak erkeklerin şapka takması,kadınlarımızın şalvar giymesi yada kuton dediğimiz beyaz eşarp takması gibi şeyler zamanla tarihe karışacak.
Saygı,sevgi,ayıp,günah,hatır sayılan çoğu değerler onlarla beraber kaybolacaktır.
Dükkanlar kapanıyor,camilerde cemaat azalıyor,okullarda öğrenci giderek azalıyor ve kahvelerde okeye dördüncü bile zor bulunuyor.
Hiç olmazsa boş evlerimize fakir aileler koyalımki köy biraz canlansın..

Orta yaş dediğimiz grubunda çoğu yurt dışında yaşıyor.
Bunların bir ayağı Avrupa'da bir ayağı Türkiye'de.
Bir yanı avrupalı bir yanınıda köyde bırakmış gelmiş.
Köyde yaşadığı çocukluğu,gençliği,hatıraları var.
Bir yandan ana babasından gördüklerini hayata geçirmeye çalışırken öbür yandan Avrupa'daki stres,çalışma ve yaşam standartlarına ayak uydurmaya çalışıyor.
İki arada bir derede kalmış gibi Avrupa'da çocuklarım,köyde evim ve kalan akrabalarım diyor.
Ne Avrupa'dan neden köyünden olmak istemeyen bu grup bir bocalama içinde.
Ne anne ve babası nede çocukları gibi olamıyor.
Ne kalma taraftarı nede dönme taraftarı.
Kendisini köye bağlayan değerler ortadan kalkınca onlarda Avrupa'da yavaş yavaş bir değişime kültürel bir erezyona uğruyor.
Bir kısmıda herşeye rağmen buna direniyor.
Bu kesim Avrupa ülkelerinde kazandığını götürüp Türkiye'ye yatırırken Avrupalıların demiş olduğu bir söz var..
Götürsünler nasıl olsa burda yetiştirdiğimiz çocukları gidip satıp geri getirecek sözü doğrulanacaktır..

Birde Avrupa'da doğup büyüyen bir gençlik var.
Köyde hiç bir bağlantısı olmayan orda hiçbir anısı olmayan doğduğu yada büyüdüğü ülkeye kendini ait gören bir nesil var..
Bu nesil haklı olarak babası gibi düşünmüyor,onlar gibi giyinmiyor,onlar gibi ana dilini kullanamıyor.
Köyü babasının köyü gibi görüyor,oralara ait kendini hissetmiyor.
En yakın akrabasının,halası,amcası yada dayısının çocuğu ayrı ülkelerden gelmişse onlara ısınamıyor,anlaşamıyor.
İsveç'ten gelen İsveçli ile,Almanya'da gelen Almanyalı ile daha rahat anlaşabiliyor.
Bir izine giderken ilk gün ne zaman geri döneceğiz diye gün sayıyor.
Zaten tatilin çoğunu köy dışında ve köydeykende düğünlerde geçiriyorlar.
Bu gençlerin çoğu taziye nedir,cami nedir,kahve nedir bilmiyor.
Akrabalarını tanımıyor,örf adet ve geleneklerinden çok uzak büyüyor.
Bu gençlerin hiçbir suçu günahı yok,bizler doğup büyüdüğümüz o köyden o toplum ve değerlerden uzaklaşıp kendimizi kaybedersek o çocuklar ne yapsın..
Bir zaman gelecek köyde yaşlı kalmayınca ve Avrupa'daki orta yaşlılarında köyle bir bağlantısı kalmayınca bu gençlerimizin çocukları elinde fotoğraf makinesi bulunduğu ülkenin dilini konuşarak bir turist gibi dedesinin köyünü ziyaret edip hatıra resimleri çekecek.
Yüzyıllar önce Adıyaman'dan geldiğimizi bildiğimiz halde hiç gitmediğimiz gibi köy ilede bağlantılar kopulacak.
Gidişat böyle..
Bu hızlı göç ve değişimin birde bedeli vardı..
İşte biz bu bedeli yok olan bir nesil ve boşalan bir köy olarak vereceğiz.
Gözümüzün gördüğü yere kadar biz ata dedemizden gördüğümüzü bir nevi uygulayalım ve çocuklarımıza yaşatalım sonunada Allah büyüktür diyelim.
Belki birgün hepimiz kovuluruz özümüze geldiğimiz yere gideriz..
Yoksa köyde evde yapsak,Türkiye'de daire,arsada alsak,bankalara milyonlarda yatırsak yinede geri dönüşü olmayan bir yola çoğumuz girmişiz artık.
Herkesin bahanesi aynı.
Çocukar ne olacak?

Konuşurken çok şey biliyor çok şey düşünüyoruz köyü bırak Türkiye'yi ve Dünyayı kurtarırız.
Devlette döviz bürosu olarak bu gurbetçileri görüyor.
Geri dönüşün yollarını araştırmıyor bile.
israil gibi yurtdışı vatandaşlarına geri dönüşün imkanlarını sağlayıp çağrı yapabilecekmi?
Anne ve babalarımız o fakirlikte 8/10 çocuk yaptıklarında Avrupa'ya güvenmemişlerdi bu çocuklar ne olacak demediler.
Rızkı veren Allahtı ve çoğunada rızkın en iyisi nasip oldu.
Bize ayıretten nasip olan hırstı ve tek nasip olmayanda kanaattı
Burda her imkana rağmen görüşemediğimiz yakınımızda,uzağımızda,amcamız,dayımız,teyzemiz,halamız,abimiz,kardeşimiz ve tüm arkadaşlarımız köyde izinde buluşmak dileğiyle..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Ahmet Akbal 7 yıl önce

harika yazmışsın xolo

Avatar
murat diyarbakir 7 yıl önce

calismistike kullanmistike bizler sizin köylerinizi satin alip tabusu ile beraber gelin bu seref kovun :)kabetmissiniz benliginizi para icin

banner376

banner375