Kedi İle Fare Anlaşmazlığı ve IŞİD

Kanî Yado

Bir zamanlar ev ve sokak nöbeti tutan kedilerin yokluğunda İstanbul'u fareler basıyor. Farelerin zulmünden kurtulmak için ev ve sokakların asayiş gücü olarak güvenliği sağlamak için her kes kedi beslemeye başlıyor.
Kediler çoğalınca geceleri korkunç görünen siyah kedilerin gövdesi kayboluyor sadece bir çift göz kalıyor! Sürekli içlerinde korkular besleyen üfürükçü korkuluklar kara kedileri korkunç görürler.
Her kes tarafından evliya gibi kabul edilen mahalle üfürükçüleri “kediler uğursuzluk getirir” şeklinde fetva çıkarmışlar.
Bu esnada kara kediler itlaf edilerek yok ediliyor.
Daha sonra mahalle üfürükçüleri “tüm kediler uğursuzdur” şeklinde fetva çıkarınca bütün kedilere karşı seferberlik ilan ediliyor!
Kediler görüldüğü yerde linç ediliyor, mümin belediyeler tarafında zehirlenerek soykırımdan geçiriliyor!
Kediler yok edilince fareler çoğalıyor ve fareler karada gemilerini yüzdürürcesine Fatih Sultan Mehmet ihtişamında tekrar İstanbulu fethetmişler.
Ne mi demek istiyorum?
Demek istiyorum ki, IŞİD’in bölgede hakimiyet sağlaması benim beynimi gıdıklıyor, bir şeyler söylemek istiyorum ama mümin cemaat engeli var!
Söylesek mi söylemesek mi?
Söylesek bir bela, söylemesek bin bir bela!
söylemesek kediler ve fareler sıra ile vaziyete hakim olurlar ve tarih kendini tekrarlar durur. Biz daha önce buna tekamül kazası, yani evrim kazası demiştik…
Sahiden bozukluk kedide mi, farede mi yoksa bu hortlamış mezarlığın tümünde mi bozukluk vardır?
Ey cemaat-i Müslim'in! IŞİD yok edilse ne fark eder? IŞİD’in zihniyeti inanç olarak her tarafta kök salmış, bu zihniyet bitmez. Bütün mahalleler üfürükçülerin tekelindedir. Fabrika bacaları yerine minareleri atom başlıklı füzeler gibi Rabbimize doğrultmamışlar mı?
Her tarafta seyid-i saadet evladı resul cirit atıyor!
Mahalle muskacılarına/üfürükçülerine alim denen bir karanlık mezarlıkta yaşıyoruz. Mezarlık ha hortladı ha hortlayacak!
Gerici ucubeler çağımızın araçlarını “gavur icadı” olarak isimlendirmekten vazgeçerek bu araçları insanlığın aleyhine kullanmaya başladılar.
At, eşek ve piç katır ve boynu eğri deve yerine modern araçları ve modern silahları kullanan IŞİD, Recep Paşa ve diğer gerici devletlerin paşalarının, sarıklı, cübbeli, uzun sakallı, kısa sakallı, kravatlı, kravatsız mürtecilerin desteğinde Suriye’de ve Irak’ta bir çok yerde hakimiyet kurarken, o alanlarda başta kadınlar olmak üzere tüm maddi kaynakları ele geçirmişler.
Arapların hakim olduğu yerlere kolaylıkla yerleştikleri halde Kürdlerin bulunduğu alanlarda bu IŞİD fareleri Kürdlerin sert direnişiyle karşılaştılar.
İnsanlık tarihinde hiç bir zaman dincilerle dinsizler savaşmamıştır. Hep farelerle kediler savaşmıştır! Din savaşlarında her zaman gerici benzerler hep birbirine karşı savaşmışlardır. Aliciler, Muaviyeciler, Katolikler, Ortadokslar…
Biri gururla öldürür, diğeri gururla ölür.
Onlara göre bu savaşın kaybedeni yoktur! Öldüren cennetlik ve huri mükafatlıdır, ölen de cennetlik, huri mükafatlıdır. Onlar birbirini tüketmese dünya dinler bataklığına döner, yaşam iflas eder.
Mezarlıktan farksız olan bu alanlarda insan ve Allah algısı nasıldır?
Din anlayışında her şey Allah adına çalınabilir, gasp edilebilir. Ancak Allahın adına nebiler ve nebilerin vekilleri sayılan devletin zirvesindeki padişah bu gasp edilmiş menkul ve gayrimenkuller üzerinde tasarruf hakkına sahiptir.
Tek yüzüğü vardı Recep Paşa’nın; şimdi çok gemilere sahip ise, paşa Allahın adına milletin hakkını gasp edip bu imkanlara sahip olmuş!
Bunlar her moku besmele ile yerler, besmele ile çalarlar, besmele ile çırparlar!
Bu anlayış yüzünden devletin palyaçoları ülke ile birlikte insanları da kendine ait mal olarak görürler.
Zırtapoz erkeğin dinlerinde ve siyasetlerinde egemen erkeğin kadını kendine ait mal olarak görmesi bu ucubeliğin eseri değilse nedir?
Rönesans'tan önce Avrupa Hıristiyan şeriatıyla yönetilirken her şey Allah'ınmış. Allah adına Kilise tasarruf hakkını kullanıyormuş. Toprağı işletenler Allahın adına kilisenin kiracıları sayılıyormuş.
Halk bu beladan kurtulmak için din adamlarına karşı silahlı mücadele başlatınca savaş bir asır devam etmiş. Kiliselerin, Hıristiyan din adamlarının eli siyasetten, idareden ve politikadan çektirilince Avrupa kalkınmaya başlamış ve günümüzdeki demokratik uygarlık erdemlerine kavuşmuş.
İslam şeriatı da aynı değil mi?
Bu halk ümmet-i Muhammed değil mi?
Peki, bu ümmete mensup halkların sağlıklı düşündükleri nerede görülmüş?
Kendi kendilerini ezen toplumlar başkaları tarafından da ezilir. Rabbim kimseyi mahrum etmez, her kesin niyetine göre verir!
Din üzerinden Araplara sadakat gösterdiler, şimdi Arap resmi din-devlet ideolojisi tarafından eziliyor. Burada aykırı bir şey yok. Arap gibi yaşamak mide bulandırır. Midesi kuvvetli olan o koşullarda yaşayabilir ama yamyamca yaşamak zorundadır. İşte bu kanlı ortam!
Şeriatçı yamyamların IŞİD terör örgütü olarak cihada başladıktan sonra çok sayıda Kürd ve diğer halklardan kadın/ana onların tecavüzüne uğradı ve onlar tarafından cariye pazarlarına sürüldüler.
Ölen öldü, esir Kürdler için yaşam devam ediyor ama bu yaşam devleti olmayan mağdurların yaşamı olduğu için acılarla doludur. Kürdler devletleşmeden bu durumlardan kurtulamazlar. Türkiyelilik, Suriyelilik, İslamcılık gibi siyasal düşünceler devlet üretme çiftliği mahsulleridir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375