Aslında bugün çok farklı bir yazı yazacaktım ama son anda gelişen bir olay, yazı konumu değişmeme neden oldu. Belki de kendimi tanımak istedim, hep istediğim gibi. Karşıma çıkan karakter tahlil uzmanının söyledikleri beni şok etti.
Sahi, siz de kendinizi tanımak ister misiniz?
Doğrusu en zorudur bu.
İlk söylendiğinde insana garip gelir; beni, benden daha iyi kim tanır gibi…
İlk tepki bu olunca, yüzüne yapılan her analiz, her yorum insanı şaşkına çevirir ve “evet doğru, ben böyleydim, böyle yapmak istiyordum” diye onay vermeye başlarsınız.
Çünkü en zor şey kendini tanımaktır, en zor şey kendi kendine itiraf etmektir.
İnancımız gereği çok şükür fala da inanmıyoruz, falsız da kalıyoruz.
Ama insanı anlatan o kadar çok şey var ki.
Bu, bazen bir oturuş olur, bazen kalkma, bazen yürüme, bazen konuşma, bazen yüzündeki her bir mimik, tek tek seni anlatır.
Yazı da bunlardan birisi…
Tabii, bilgisayar klavyesinin tuşlarına dokunmak değil, eline kalem alıp, yazmak…
Her harf, her çizgi, her şekil, sizi, size ve sizden daha iyi anlatır.
Çoğunu belki bilirsiniz ama bir araya getiremezsiniz.
Tek tek söylendiğinde “evet” diyeceğiniz ama hiç aklınıza gelmeyen şeyler, sizi, size tanıtır.
Sosyal medyanın faydasını pek görmem, doğrusu hayatın faydasını da çok gördüğüm söylenemez.
Kendi halinde, kendi yağıyla kavrulan ve kimseye muhtaç olmama duasında olan birisiyim.
Sosyal medya takipçilerimden “Yazı ve çizgilerle karakter ve tahlil uzmanı” olduğunu öğrendiğim, Ankara’dan Mehmet Güler’le kendimi bir kez daha tanımak istedim.
Sürekli yazılarımda ve kısa kısa paylaşımlarımda kullandığımda buydu zaten; ben, önce kendimi tanımak istiyorum. Kendini tanıyan, âlemi de tanır diye düşünüyorum.
Mehmet Güler, sağ olsun, ricamı kırmadı ve birkaç satır yazı, birkaç çizgiyle, aramızda kilometrelerce fark olmasına ve hiç yüz yüze gelmememize rağmen, beni bana anlatmaya başladı.
Çoğunu biliyordum elbet.
Yaşadıklarımdan, karşılaştıklarımdan ve içime attıklarımdan…
Ama bunu, bir başkasının toplu halde söylemesi ve beni yazılarım dışında tanımaması garip geldi.
Resim yapmaya yatkın olduğumu bu analizden öğrendim.
Elbette resim sanatını çok seviyorum ama el becerim buna müsaade etmiyor. Yazıdan çok resme meyilliymişim, geç kaldın sevgili Mehmet Güler, bunu ben gençken söyleyecektin!
Esprili olduğumu söylemiş, Cenk Gülen adıyla, bir zamanlar mizahi yazılar yazdığımı belki de biliyordur…
Ama en vurucusu, esprilerimin önünü keseni bilmesi oldu ki, o bana kalsın…
Düzenli olmadığımı söyledi, düzenli yazar mı olur?
Yazmayı, konuşmaktan çok sevdiğimi söyledi. Bu tam tespit.Zira ben sadece yazılarımla konuşmak ve konuşulmak isteyenlerdenim.
Doğayı çok sevdiğimi ama bazı sıkıntılar nedeniyle bunu içimde yaşattığımı söyledi, bu doğru.
Ailemi çok sevdiğimi de söyledi.
Memleketimi sevdiğimi ama “uzakta olmasına dikkat ettiğimi” de ekledi. Ne diyeyim, içimi okumuş!
Dostlarınızın size yaptığı davranışlar, sizi insan sevgisinden doğa ve aileye yöneltmiş dedi. Bu doğru ama “dost bildiklerim” diye düzeltirsek, cuk diye yerine oturur.
Siyasetten nefret ettiğimi ama hep içinde kaldığımı da söyledi.
Bunu defaten yazılarımda zaten söylüyorum ama söylemediğim de var.
Siyaseti hiç sevmem ama siyasi yazı yazınca ve uzun süren siyasi-basın danışmanlığında bulununca, kaçınılmaz olarak içinde oluyorsunuz. Bir de siyasi denemem oldu ama “kullanılmaya müsait” olmamaktı belki de benim suçum…
Manevi duyguların beni ayakta tutan olduğunu söyledi. Hepimizi ayakta tutan o değil mi, o olmalı değil mi?
Beraber yürüdüğünüz insanlara hep gönlümü açtığımı ama onların bana sırtını döndüğünü de ne güzel söyledi, ne kadar doğru söyledi, ancak bu kadar güzel söylenirdi.
Maddiyatın benim için, hiçbir zaman önem taşımadığını da söyledi ve bu, hayatımın her alanında böyleydi; kaybım da, kazancım da bu belki de…
Daha çok şey söyledi elbet, bana özel olsun, bana kalsın.
İnsanın kendisini “tanımak” gibisi yok.
Bunu illa birilerinin söylemesine gerek de yok.
Testler, tahliller, araştırmalar, karakteri yorumlamalar, yazı, çizgi, resim ve her türlü analizlerden önce, insanın kendisini tanıması gerek.
Kendisini tanıyan, âlemi tanır, Allah’ı tanır…
Yazı ve çizgiyle karakter tahlilinin yaygınlaşmasını çok isterim.
Bir başkası bilsin diye değil, insanlar kendini daha iyi tanısın, vicdanıyla daha iyi baş başa kalsın diye…

Tweetimden Seçmeler
İnsan her ne yapıyorsa, önce kendi vicdanı bunu kabullenmeli. Hiçbir tereddüt olmamalı, şüphe duymamalı, 'ama' ile kendini kandırmamalı.
www.naifkarabatak.net
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375