Kanî Yado

Dünya Kürdistan’ın öneminden ve güçlü bir devlet olacağından bahsederken Güney Kürdistan ve Kuzey Kürdistan siyasal dinamikleri dünyanın beklentisine paralel bir politika sergileyememektedir.
Kürdlerin Kürd siyasal dinamiklerinden beklentileri karşılanmıyor! Kürdlerin millet olmasının önünde engel teşkil eden tutumların içine girdiler.
Güney Kürdistan önderliği şal-şapık-serpêçık biçiminde Ortaçağ görüntüsünü verirken, Kuzey Kürdistan önderliği ulus-devlet olmaya karşı savaş açıp Türkiyelilik siyasetini benimseyerek Kürdistan’ın özgürleşmesinin önünü kesmektedir. Bu durum sömürge toplum olarak kalmayı tescil etmektir.
Bugün, Güney Kürdistan Türk ekonomisi için, dolayısıyla Türk müteşebbisi için iyi bir pazar ise nedenini iyi düşünmek gerekiyor. Sermayenin özgür koşullar ve uluslararası ilişkilerin zemininde dolaşımı ile işgalci Türkiye’nin Kürdistan ekonomisine egemen olması çelişkilidir.
Uzayda bile Kürdlerin devletleşmesine izin vermeyeceğini açıklayan TC aynı zaman diliminde Güney Kürdistan ekonomisine hakim ise olayın vahameti daha da büyüktür!
Türkiye’nin daha kudurgan olmasını engellemek için Türk firmalarının yatırımlarına öncelik verilebilir ama Güneyli Kürdler de Kuzeyin talihsizliğine uğrayarak Türkçe öğrenmeye başladılar; bu durum kötü bir yazgı değil mi?
Bir halkın ulusal süreçlerini tamamlama sorunu sosyolojik bir sorundur ama politik olarak da bunun önünde engel teşkil olunabiliyor.
Burada süreçten bahsediyorsak toplumun millet olması için olgunlaşması gerekiyor. Sosyolojik olarak olgunlaşma sürecinde aynı zamanda milliyet üst kimliğin birinci sıraya geçmesi alt kimliklerin geride kalması gerekiyor. İçinde bulunduğumuz durum çok feci bir vaziyettir maalesef!
Bir halk ümmetçilik anlayışıyla mensup olduğu dinin ölçülerinde olaylara ve olgulara bakıyorsa onun için üst kimlik dindir ve milliyeti alt kimlik sayılır.
Millet olan toplumlarda milliyet üst kimliğe çıkarak din alt kimlik sıralarına kayar. Boynunda zülfikar kolyesi bulunan bir gericinin üst kimliği dindir. Boynuna asması güncel olması bunun ispatıdır. Elhemdulillahlarla ümmetçiliğiyle öğünen bir Kürd gericisinin içinde bulunduğu vahamet daha da trajikomiktir!
Bir Müslüman Kürd yerde bulduğu IŞİD’in bayrağı sırf üstünde Allah yazısı olduğu için öpüp alnına koyuyorsa davranışıyla üst kimliğini açıklıyor demektir ki, IŞİD anlayışından farklı bir anlayışa sahip olmadığı ortaya çıkıyor.
Güney Kürdistan Kürdlerinin milliyet üst kimliğine kavuşamadığı için bocaladığı gibi, Kuzey Kürd toplumu kolaylıkla ümmetçiliğin ve Kemalizm’in rüzgarına kapılıp savrulabiliyor diyoruz.
Doğu Kürdistan ve Batı Kürdistan parçaları da bu talihsiz parçalardan farklı değildirler.
Bu durumların günümüzdeki biçimiyle şekillenmesi elbette müdahalesiz olmamıştır. Kürdistan’ın dört parçasını işgal eden deneyimli işgalciler, Kürdistan’ı işgal ederken Kürd toplumunun milletleşme sürecini tamamlamaması için ellerinden ne geliyorsa yapmışlar ve daha da yapacaklardır…
Kürdler işgal altındaki topraklarını özgürleştirmeyi düşünürlerse, TC, İran, Irak, Suriye devletleri Kürdleri boşa çıkarmak için tedbir almaz mı? İşte sorun burada yatıyor. Her devletin iktidarlaşmış sınıf özelliklerine göre Kürdlerin özgürleşmesine karşı mücadele biçimleri vardır.
Kimi Kürdleri çöl barbarlık inancıyla biçimlendirip özgürlüğe düşman hale getirirken, kimi Kürdleri batı taklidinde Kemalist sekülar modernizme yönlendirip uluslaşma süreçlerini kesintiye uğrattığını görüyoruz.
İnsanoğlunun sınıf hareketlerinde de böyle oluyor. Yaşama emek veren sınıf ve tabakalar ile yaşamını parazit olarak sürdüren sınıf ve tabakalar birbirilerini tasfiye ettiklerini her toplumda görmek mümkündür.
Türkiye ve Kürdistan şehir, kasaba ve mahalle yapılanmalarında çağdaş siyasal dinamikler değil, üretmeden havada bulup tavada yiyen unsurların egemen olduklarını görüyoruz.
Gerçekten biz Kürdler kendimizi nasıl görüyoruz ve dışarıdan Kürdler nasıl görünüyorlar?
Orman dışardan bakıldığı zaman tümü görünür. Çünkü ormanın içinde bir ağaç bile ormanı görmeyi engelleyebilir, dolayısıyla, biz bu koşulda kendimizi doğru göremeyebiliriz.
Yani “Biz kendimizi nasıl görüyoruz?” sorusunun cevabı malumdur! Buna karşın “biz dışarıdan nasıl görünüyoruz” sorusu daha önemlidir.
Günümüzdeki bölge dengelerinden dolayı Kürdler çağdaş devletlerin müttefiki durumuna düştü.
Zihniyet olarak diğer bölge halklarından da farksız olan Kürdler bölge istikrarlaştığında hala ortaçağı yaşayan diğer toplumlardan farksız olabilir mi?
Biz hala KDP ümmetçi mi, yoksa milliyetçi mi olduğunu bilmiyoruz. Büyük tehlike burada saklı kalıyor, yarın ne olacağı belli değil!
Kürdlerin şimdiki haliyle yaşam biçimleri, inançları Kürd değerleri değildir. Kürd sorunu uluslararasılaştı ve Kürdler bölge sorununun da anahtarı durumuna gelmişken, çöl zihniyetiyle biçimlenmiş Kürd ulusu nasıl Mezopotamya kültürünün varisi olarak dünyaya kendini tanıtabilir?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375