ABD ve Israil, "Kürdistan'ı sattı! " tezi, Kürdistan'ı işgal eden işgalci devletlerin kara propagandası ve tabii ki onların hizmetinde olan yerli işbirlikçi Kürd misyonerlerin son günlerde ortaya attığı bir safsatadır. Umut işte, ya tutarsa.  Rahmetli Nasredin hocaları da "ya tutarsa" diye göle maya çalmıştı.   

Kürtlerin bu safsatalara kulak asmaması ve bunlara itibar etmemesi gerekir.  Kürdistan kenti Kerkük'ün düşüşü ve Güney Kürdistan'daki olumsuz gelişmeler hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların konu hakkında değerlendirme ve yorum yapmaları Kürdistan'ın geleceği için sorunludur.  

Bugün Kürtler açısından sorulması gereken en önemli Soru şu: ABD ve İsrail'in "Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme" adına her ne derseniz deyin plan yada projesi içerisinde bağımsız bir Kürdistan nerede duruyor? Bu Plan ve projede Kürdlerin kendi ülkelerinde özgürce yaşamalarının önünü açıyor yoksa işgalcilere köle kalmalarına daha fazla yardımcı mı oluyor?

Bize göre Real olan planın sahada uygulanan kısmı göz önüne alındığında bağımsız bir Kürdistan'ın kaçınılmaz olduğu ve konjonktürün de buna son derece uygunluğudur.  Son yıllarda Dünya kamuoyunun  Kürdleri biraz olsun anlamaya ve tanımaya çalışması da bu plan ve projenin etkilerindendir.  Bize göre uygun olmayan şey ise, Kürtlerin plan karşısında düştükleri durum. (Kürdistan'a düşman tarafından yapılan bir saldırı, komplo ) gibi olumsuz eğilim olduğunda  Kürdlerin buna karşı hızlı bir biçimde organize bir tavır sergilemeyişleridir.  

Öte yandan İsrail, batı Avrupa,  ve özelliklede Amerika'da bir çok uzman ve diplomat; "Yeryüzünde devletsiz yaşayan 50 milyon Kürd, Kürdistanı işgal eden Irak, İran, Suriye ve Türkiye gibi despot devletlerin  baskı ve zulmüne maruz kalıyor.  batının buna daha fazla seyirci kalmaması gerekirdi. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri ve koalisyon ortakları Bağdat’ın düşmesinden sonra bu haksızlığı düzeltmek için ellerine geçen muhteşem fırsatı değerlendirebilirlerdi.
Uyumsuz parçaların birbirlerine Frankenştayn canavarını andıran şekillerde dikilmesinden oluşan bir devlet olan Irak, o anda üçe bölünmeliydi. Korkaklık ve vizyon eksikliğinden bunu başaramadılar ve Güneyli Kürtleri yeni Irak hükümetini desteklemeleri konusunda zorladılar…” şeklinde temkinlerde bulunuyorlar.  Tabi "en kötü devlet devlet sizlikten iyidir"  yaklaşımını esas alırsak kısa vadede kimi Kürtlere göre en azından küçükte olsa bir Kürdistan'ın olması iyiydi ama bize göre bu gerçekleştirilmiş olsaydı: Kürdistan için korkunç bir felaket olurdu. Çünkü Erbil ve üç beş kentle birleşik bağımsız bir Kürdistan devletçiğin ne küresel akıla ne de Kürdlere verebileceği fazla bir şey yoktur.  
 
Küresel aklın Ortadoğu'yu yeniden şekillendirme projesinin içerisinde öngördüğü bağımsız Kürdistan, bundan çok daha büyük, bundan çok daha güçlü ve zengin olmalıydı.  Onun içinde öncelikle buna altyapı oluşturulmalıydı.  Küresel akıl bunun çalışmalarına o gün bu gündür aralıksız devam ediyor.  

Bize göre Küresel akıl, Ortadoğu'daki barbarlığın dünya insanlık ailesine daha fazla zarar vermemesi için onu kontrol edilebilir seviyeye çekecek gerektiğinde İsrail için tehdit oluşturan terörist faaliyetleri önleyebilecek, islamist devletlerin İsrail'e saldırmaları halinde İsrail'i koruyabilecek batı dünyasına terör ihraç eden İslamist yapıların tepesine binebilecek güçlü zengin ve aynı zamanda çağdaş bir Kürdistan tasarımı var.   

Küresel akıl küçük güçsüz Ortadoğu'daki gerici yobaz mevcut despot islam devletlerinin oyuncağı olma olasılığı yüksek bir Kürdistan'a sıcak bakmadığı için o süreçte Irak'ı üçe bölmedi.  Ancak onu üçe bölmenin altyapısını oluşturdu...  Çünkü  büyük güçlü bir Kürdistan'ın oluşabilmesi için güneyin güçlenip diğer üç parçayı da cezp etmesi gerekirdi.  
Bugün baktığımızda Irak, İran ve Suriye'nin güdümünde ortak vatancılığı savunan ve bunun için yoğun çalışma içerisinde olan Kürt misyoner yapılarına tüm çabalarına rağmen Kürdistan'ın üç parçasında bağımsız Kürdistan talebinin yüksek bir sesle dillendirildiğine tanıklık edebiliyoruz.   İşte bütün bu gelişmelerin mimarı  küresel  akıldır.  
Fazla etkili olmasalar da bugün kuzey Kürdistan'da irili ufaklı birçok Kürt oluşumu meydana geldi.  Bunların tamamı Kürdistan'ın bağımsızlığından yana olduklarını her fırsatta dile getiriyor.  Bağımsızlık Referandumunda sergiledikleri tavır bunun kanıtıdır.  Yine Rojava'da Kürdlerin ABD tarafından silahlandırılması ve gerektiğinde Kobani de olduğu gibi himaye edilmeleri de bununla yakından ilgilidir.  Küresel aklın silahları ile Kübacılık oynayanların aklı buna ermez!

Bizim bu güne kadar ulaşabildiğimiz bulgulardan çıkardığımız sonuç:

Küresel Aklın tasarladığı Büyük Kürdistan projesi, İran’dan gelip Irak ve Türkiye üzerinden genişleyen ve Suriye ile birleşerek Akdeniz kıyılarına ulaşmayı hedefleyen büyük güçlü ve çok dinli bir Büyük Kürdistan' dır.  Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında Batı dünyasıyla uyum içinde olan  güçlü bir devlet olacaktır.
Türk, Arap ve Fars devleti bu gerçeği görebiliyor ki, son günlerde böyle birleşip hırçınlaşmalarının nedeni bu gerçeklerin gün gittikçe kendini bölgede hissettiriyor.  Türkiye başına geleceklerden haberdardır.  İran'ın da başına geleceklerden haberi vardır.  Suriye başına geleni zaten yaşayarak öğreniyor.   Kürtlerin bu noktada milli bir duruşla ortaya çıkmaları gerekiyor, hepsi bu.   

Medeni Duran

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375