Kani Yado

Liberalizm, farklı dillerde hürriyet, özgürlük, azadî, liberty olarak seslendirilen yaşam erdemliliğinin siyasal ifadesidir. Yaşamın suiistimalcilerine karşı tutsak düşmüş insanın çırpınışı, isyanı, mücadelesi ve “liberalizm” olarak kavramlaştırılan özgürlük hep yasaklı kaldı.
Liberalizmin ezbere dayalı toplumların siyasal ortamlarında çok çarpıtıldığına şahit oluyoruz. Liberalizmde amaç, insanın temel hak ve özgürlüklerini her türlü devlet biçimlerinden korumaktır.
Sosyalist devrimlerde siyasal amaç proletaryayı muktedir güç yapmaktır. Burada proleter insanın özgürlünün yasaların teminatı altına almak denen bir önlemin alınmadığına tarih şahit oldu.
Böylece insan ihtirasının bağnazlığı bürokratik bir hegemonyaya dönüşerek tabulaştırılan devlete ve siyasal önderlerine kurban edebiliyor!
Liderlere secde etmeyen özgür insanların da nasıl ezildiklerini görüyoruz. İlericilik adına insanı tutsaklığa sevk eden çabanın ismi ne olmalı?
Bireyin temel hak ve özgürlüklerini amaçlamayan tüm erkek egemenlikli sağ ve sol siyasal biçimler, işgücünü köleleştirip yeni çağdaş biçimlerle maskeledikleri görülmektedir.
Dünya komedisi olarak tanımladığımız Kuzey Kore önderi Mr. KİM kendi köleci diktatörlüğünü sosyalizm maskesiyle saklasa da köleci sistem olarak tanımlamak zorundayız.
Tekçi erkek egemenlikli devlet veya örgüt liderleri, kadın hakları ve özgürlüğü için sarf ettikleri iki cümle kadının gönüllü tutsaklığına yetiyor. Öyle ise özgür olmayı başkalarından beklemek insanın kendi tuzağı olur.
Vahşi kapitalizmde özgürlük sadece üst egemen sınıf içindir. Burada da insanların temel hak ve özgürlüklerini yasaların teminatına alma lüksü yoktur.
Ekim Devriminin neden olduğu dünya siyasal fırtınalarına, özgürlükçü siyasal dinamizme karşı Avrupa’da İtalya faşizmi ve Alman nazizmi nasyonal sosyalizm paradigmasıyla iktidarlaşıtı.
Burada toplum, devlet kudretiyle birey ve toplum özgürlüğü tabulaştırılmış devlete ve önderliklerine kurban edildiği görülmektedir.
Sosyalizmin taklidinde inşa edilen nasyonal sosyalizmin katil yüzü kısa zamanda teşhir oldu.
Dünya emekçileri egemen sınıfa karşı ilk defa iktidar alternatifi olarak Sosyalizmin(toplumculuk) inşası paradigması ile ortaya çıktılar. Bu yıllarda çetin bir mücadele sonucunda 17 Ekim Devrimi doğurdu.
Dünya asiller sınıfının emekçilere “ayak takımı” dediği koşullarda bu devrimin tesiri dünyayı etkisi altına alan bir fırtınaya dönüştü. Bu süreç insanlık tarihinin en önemli sürecidir.
Bu büyük gelişmeye karşın, Ekim Devrimi’nin sosyalizm taklidinde İtalya Nasyonal Sosyalizmi faşizm olarak biçimlenirken, Anadolu’da Kemalizm, Almanya’da Nasyonal Sosyalizmin Almanya biçimi olan Nazizm dünyanın başına bela oldu.
17 Ekim Devrimi’nin ürünü olan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Dünyadaki özgürlükçü ülkelerle ittifak kurdu. Bu gerekli ve anlamlı ittifak Avrupa ve Japonya faşizmini tarihin karanlığına gömerken Avrupa’da yeni özgürlükçü demokratik uygarlık sisteminin temelleri atıldı.
Sovyet Sosyalizmi daha sonra insan ihtiras bariyerlerine çarpıp bürokratik bir hantallığa dönüşüp palazlandığına dünya insanlığı şahit oldu.
Demokratik uygarlık, bireyin temel hak ve özgürlüklerini esas alırken devletçiliğin her biçimine hedef olur. Demokratik uygarlığı ister “libety siyaseti” olarak tanımlayalım, ister “özgürlükçü siyaset” olarak ifade edelim çağdaş uygarlık sisteminin siyasal ifadesidir.
Liberalizmin kendi siyasetinin merkezine aldığı birey özgürlüğün olmadığı her sistem yıkılmaya mahkumdur. Liberalizmi(özgürlükçülüğü) farklı tanımlayanların tarihi hezimetleri görüldü. Üretim dışı asalak sınıf tercihinde örgütlenen gericilerin ise tahakkümcü zalim sistemlere meyillendiler.
Türkiye ve Türkiye’ye komşu ülke koşullarında bilimin alfabesi dediğimiz kavramları kullanmakta bile zorlanıyoruz. Komünist müminler “özgürlükçülük” kavramıyla aynı anlama gelen liberalizmi kullandığımızda hemen ezberlerini silahlandırıp, kendi mevzilerine geçerek saldırıya geçerler.
Tek adam siyaseti dediğimiz diktatörlüğe dayalı devletin, dini ve siyasi teşekküllerin icraatları toplumun iradesine yapılan tecavüzdür. Tanımlar doğru yapılmadığında çözümler zorlaşır.
İnsanlık tarihinde, ihtiras siyasetinin puştluğu öğretemediği, gericiliğin ruhlarını kirletemediği sayıları az, kudretleri fazla insanlar da vardır. Bu dinamikler, tarihin her döneminde gericiliğin büyük engelleme gayretlerine rağmen, dürüst yaşamı ve devrimleri bize miras bırakacak kadar güçlüdürler
Bir taraftan Müslüman müminler ezberlerini üfürürse bir taraftan sol Kemalist müminler kendi kalıp ezberlerini üfürürse biz gerçeği nereden öğreneceğiz? Bu koşulların en büyük mağduru sosyalizm mücadelesidir.
Sosyalizmin doğru imajını korumak en aktüel görevimizdir. Bu İslam mezarlığında yaşamak çok zordur. İslam çöl vahşetinin kulu olmak ile yönlendirilmiş siyasetin ve onun liderine emir kulu olmak arasında fark yoktur.
Bu koşullarda toplumsal ve bireysel özgürlüğün teminatı için çok ciddi önlemlerin alınması gerekiyor. Aksi durumda birey ve bireylerden müteşekkil toplum beş para etmez sistemlere veya liderlere kapıkulu olabilir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375