Kani Yado

Çöl karanlığına karşı Güneş ülkesi Mezopotamya’ya sahip çıkılması bir dünya umudu haline geldi. Ortadoğu’da çözümün temel dinamiği olan Kürdler kendilerini sorgulamadan dünyanın Kürdlerden beklediği misyonu icra edemez. Sadece liderlerin emir kulu anlayışıyla siyasal alanda bulunmak çağdaş çözüm gücü aktörü olmaya yetmiyor.
Biz, toplumsal muhafazakarlık bataklığında dünyanın karşısında günahkar duruma düşmüş çöl yaşamı ve inanç sisteminde ısrarcı olanların düştükleri vaziyetin hem tarihi şahitleriyiz hem de mağduruyuz. Bu yüzden tarih üzerimize düşen görevleri yapma mükellefiyetini yüklemiştir.
Köleci toplum çöl gelenekçilerinin düştüğü ucube durumu bir musibet olarak değerlendirmeliyiz. Bizim için çağın gerçekleriyle hareket etmek bir vicdani sorumluluktur.
Biz dünya uygarlık tarihine katkılarıyla tanınan Mezopotamyalı halklar olarak, çöl barbarlarının ve Asya akıncı ve talancılarının yaşam biçimimiz üzerinde yaptıkları tahribatları onararak insanlığa karşı olan görevimize devam etmek zorundayız. Aksi durumda tarih bizi affetmeyecektir.
Tarih, çöl barbarlarının ve Ortaasya talancılarının dünya insanlığına reva gördüklerine karşı onların yerini belirledi. Kürdler ise şimdi insanlık için büyük umuttur, bu umuda layık olunması için tarihi fırsatlar mevcuttur.
Gerici inançların, siyasetlerin, diktatörlüklerin saldırıp itibarsızlaştırdığı tüm insanlık değerlerine sahip çıkılmalıdır. Antropolojik kaynaklara başvurduğunuzda din istismarcıları tarafından saldırılan tüm değerler insanlık değerleridirler. Allah adına söylenen ve yazılan yalanlar insanlığın midesini bulandırıyor!
Ermenilere, Kürdlere, Asurî ve diğer Mezopotamyalı halklara Nemrut’a , Ramseslere, Mezopotamyalı güneşsever/aydınlıksever Mecusilere, Zend Avesta’ya saldırılıyorsa bu halkların sahip olduğu üstün değerleri yüzündendir.
Antropolojik kaynaklara başvurduğunuzda çöl barbarlık inançları tarafından saldırılan tüm değerler insanlık değerleridirler.
Kadın ananın şeriat adına tecavüze uğrayıp cariye pazarlarına sürülmesinden sonra cahiliye inançlarının hala ne olduğu anlaşılmıyorsa sözün bittiği noktaya gelmiş oluyoruz.
Çöl barbarları durup dururken dinler ilan edip bu değerlere saldırmazlar. Saldırılarda işgal, talan ve kendine benzetme diyebileceğimiz stratejik amaçlar vardır. İsimleri Arapça, soy isimleri Türkçe olanlar neye veya kime benziyorlar acaba?
Bizim saldırılmadık değerlerimiz kalmadı!
Tüm olaylara, tüm doğrulara çöl cahiliye sistemi gözüyle bakıldığında insanlık erdemleriyle nakış nakış işlenen tüm değerler cahiliyenin hedefine konur.
Rabbimizin yaradılış güzelliklerine sahip ne değerler varsa çöl barbarlık sistemi tarafından saldırıya uğradı.
Bölgemizin insanlık değerlerine saldıran talancıların ve çöl yaşam biçiminin erdem ölçüleri doğru sorgulanmalıdır.
Çöl barbarlarının saldırdığı her öğenin değerli olabileceği ihtimali hiç düşünülmüyor. Rabbimiz adına söylenen dinsel yalanlarla Mezopotamya’nın üretime bağlı geliştirdiği uygarlığın yaşam erdemleri kötülendi.
Köleci toplum ve feodal toplum gelenekçileri çağımızın değerlerini bile kendilerine benzetmeye çalışırlar.
Köleci yaşam biçiminin kanıksandığı koşullarda efendilerine itaatte kusur etmeyen köleci ve feodal kalıntıları köy firarileri sol anlayışıyla toplumcu ve çağımızın diğer değerleri tahrif edildiğinde sosyal gereksinimlerin önü kapatılır; bu koşullarda Kuzey Kore tımarhalik diktatörünün sistemine benzer sistem olarak algılanır; demokrasi ise bir palyaço liderin talimatnamesi olarak anlaşılır!
Kürdler tarihi misyonlarını icra ederken çöl barbarlığın düşmanlık ve intikam duygularından arınması gerekiyor.
Biz barbarlara değil kendimize benzemek zorundayız. Geçmişte döktüğü kanın üzerinde yaşam kuran komşumuz Türkiye’nin çağdaşlaşması tüm bölge için örnek olması açısından çok önemlidir.
Bölgede İsrail’den başka Türkiye ve Kürdistan çağdaş sosyal refahı yakalaması bölgede gericiliğin çökmesine neden olacaktır. İslam coğrafyasında gericiliğin çökmesi büyük bir inkılap olarak tarihe geçecektir.
Coğrafyamızda Arap ve Osmanlı şeriatıyla değersizleşen insan öğesi kesinlikle bu durumdan kurtulmalıdır.
İnsanların değersizleştiği koşullarda kölecilerin zihniyetiyle biçimlenen üretim dışı parazit aktörler ve bunların meydana getirdiği sistemlerin tabulaşan simgeleri değerlenir. İnsanlık değerlendiğinde simgeler sorun olmaz.
Ümmet anlayışı demagojisiyle ve Kemalizm’in “tek vatan, tek bayrak, tek millet” ezberi gittikçe çirkinleşen diğer dayatmaları artık deşifre oldu.
TC’nin talancı geleneğiyle ısrar ettikleri birlik beraberlik demagojileri beş para etmediği net olarak anlaşıldı.
Almanya’da her eyaletin bir hükümeti ve bir bayrağı vardır. Çok bayraklı tüm ülkeler dünyanın en gelişmiş ülkeleridirler. Kimse farklılıkların bir arada kendi simgeleriyle yaşamalarından rahatsız olmuyor.
İnsanları aldatmak için dinleri ve siyaseti araç olarak kullanan istismarcı sınıfların egemen olduğu devletler son zamanlarını yaşıyorlar. Önemli olan bu zihniyetin çöküşünü hızlandırmaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375