Kani Yado

Siyaset seçim yarışıyla hayli kızışırken, güdümlü Kürdler demokratik cumhuriyetin komedisini kavramadan sanki Türkiye’de demokratik cumhuriyet ilan edilecekmiş gibi bir havaya kapılıyorlar. Bu da yeni bir ayar!
Aslında kamu görevi icra eden Misak-i Millîciler oynadıkları misyonun bilincindedirler. Biz demokrasinin ne olduğunu iyi biliriz ama TC’nin demokratik cumhuriyet yutturması sadece Kürdlere verilen bir ayardır.
Demokrasi cumhuriyetin namusudur. Demokrasisiz cumhuriyet namussuz cumhuriyettir. Sosyalist cumhuriyetler de demokrasi namusu yoksunluğundan dolayı yıkıldılar. Şeriat devletleri de bu erdemden yoksun oldukları için yıkıldılar ve yıkılacaklardır.
Bireyin demokratlık erdemiyle sistemlerin erdemi birbiriyle ilgilidir. Sahiden bu şeriatçı despot Osmanlı artığı toplumlarda hangi erdemler aranıyor?
Yani şimdiye kadar böyle devam etmiş. Kürdler namus temizleyen unsur olarak mı bu misyonu oynuyorlar, yoksa ne?
Cumhuriyetin demokratikleşmesi ne newrozlarla olur ne de yasalarla!
Demokrasi ancak yaşanır olabileceğine göre yasalarla güvence altına alınır. Açıkça bu mezarlıklarda ne demokrasi olur ne de insani değerler!
Kuzey Avrupa ülkelerinin hiç biri cumhuriyet değildir ama hepsi krallıktır ve demokratiktirler.
Newroz’da TC’nin Kürdlere söylettiği demokratik cumhuriyet sadece TC’nin Kürdlere verdiği bir ayardır.
TC eskiden savaş ayarları veriyordu, şimdi barış ayarları veriyor.
TC geçmişte iç siyaset ayarını savaş ihtiyacı ile gideriyordu. TC Kürd düşmanlığını geliştirmeseydi Türkiye’nin dağılması tehlikesi vardı. Dünya ve bölge dengeleri, koşullar değişince ayarların rengi de değişti.
Slogan olarak, savaş döneminin rengi yerine, barışın rengi öne çıktı.
Şimdi bazı görüşmeler, istişareler ve yeniden verilen ayarlardan sonra Kürdseverlik modasında bir patlama oldu. Sanki kara sevda!
Kürdleri öpen öpene!
Kendimizi Türklere öptürmemek için çarşıya çıkamıyoruz!
Sahiden ne oldu birden bire Türkler Kürdlere sevdalandılar?
Türk kardeşlerimizden, Alevi kardeşlerimizden bize Selahattin Demirtaş kardeşimizi desteklemek için oy istiyorlar, destek için toplantılar yapıyorlar, müzikli/eğlenceli geceler düzenliyorlar!
Hep bir ağızdan sloganlar atarak “yaşasın bağımsız birleşik demokratik Kürdistan!” diye sloganlar mı atıyorlar acaba? Yok yok! Bu iş ince iş!
Eskiden de bizi öpen bir kaç Kürdsever vardı. Onlar TC siyasal müfettişleriydiler. Müfettişler nezaketen insanı öperler. Müfettişler kıymet-i harbiyelerini kamu görevi heyecanından alıyorlardı. TC’nin diğer askeri generalleri gibi Ergenekon operasyonuna takıldıkları için aksilikler oldu, o durumu hallettiler, kendi aralarında anlaştılar. Şimdi Ankara’da siyasetin hergele pazarını kurmuşlar. Rabbim onları ıslah etsin!
Topal Doğu, Kürdleri öpmek için kısa bacağını kaldırırken zorlanıyordu ama devlet sağ olsun, kamu görevi kutsaldır, dayanak olur, insanı başarıya götürür.
Yalçın Küçük hoca Kürdlere sevdalandıktan sonra telaşlıydı, eli ayakları birbirine karışıyordu. Bir Kürd aşkı sarmıştı, yanıp tutuşuyordu! kırmızı dolağı rüzgara kapılınca TC kızıl bayrağı göndere çekilmiş sayıyordu!
Çok iyi biliyordu ki,Türkiye Kürdleri kendine karşı savaştırmasaydı şimdi Türkiye denen bir devlet dünya haritasında olmayacaktı.
Yalçın Hoca bu işleri iyi bilir. Bu kadar yetenekli olmayan profesörler müfettişliğe atanmazdı zaten.
Devlet bu ince işlerde uzmanlaştığı için toplumu nasıl yönlendirip kendine hizmet edebilir duruma getirileceğini iyi bilir. Devletler sömürge halklarını kullanmakta ustalaşmış, kafeslere koyduklarını iyi öttürür!
Kürdlere doping yapılarak siyaset hızlandırıldı ama, insan siyasallaşmadı, Kayserileşti.
Kurdilik Türkiyeliliğe dönüştü.
Kürd inkılapçılığı Kemalizm’e dönüştü…
Sevgi insanı terk edip uçarken nefret olup Kürdleri kötü yerinden vurdu ve Kürdlerarası güvensizlik pekişti…
Kürtler eğer Türkiye’ye karşı savaştırılmasaydı belki şimdi dünya haritasında Türkiye diye bir devlet olmayacaktı. Çünkü hesaplar Kürdlere karşı Anadolu’daki ve Trakyadaki tüm halkları birleştirip Türklüğü yeni bir ruh ile canlandırmaktı.
Silahların sustuğu zamanlarda dağılmanın çatır çatır sesleri iddiamızın kanıtlarıdır. Bu koşullarda TC devleti kendi askerlerini vurarak veya pusuya düşürterek bu ihtiyacını karşılıyordu.
Şimdi ise devlet Kürdleri silahsızlandırarak Kürdleri kanatları kırık kuş haline getirmek istiyor.
Bölge dengelerinin bozulması ve dünyanın içine girdiği süreç itibariyle Türkiye’nin Dünyaya ters düşmesinden kaynaklanan zor durumdan yine Kürdler bu süreçte kurtarıcı rolünü oynuyor.
Derin proje böyledir, proje tıkır tıkır işliyor.
Newroz’da okunacak Misak-i Milli ve demokratik cumhuriyet bildirisinden sonra her kes yeniden düşünmeli:
Toprağı işgal edilmiş, esir Kürd ulusu neden TC’nın kurtarıcısı?
İleride birileri basında “ben Kürdleri düşük yoğunluklu danışıklı savaşa sokarak Türkiye’yi dağılmaktan kurtardım” mesajı yayınlanırsa mutlaka bu öngörü sahiplerini hatırlayacaksınız.
Temel stratejisiz bir hareket olamayacağına göre ileride kullanılacak bu cümle pratikleşmiş bir projenin ürünü olduğu anlaşılacaktır.
12 Eylülcü Ergenekon-TSK hükümetleri döneminde Türkiye halkları Kürd karşıtlığında birleştirilerek Türklük mefkuresi geliştirildi.
Mustafa’ Kemal’in yarım bıraktığı bir proje tamamlanmak isteniyor!
Bu başarının madalyasının kime verileceğini ileride göreceğiz ve Kürd tarihine düşen kara bir leke olacaktır.
Ulusal güçlerimiz silahsızlandırıldığında Kürdlerin başına gelebilecek TC kalleşliğini ve Arap bêbextliğini tahmin etmemek mümkün değildir.
Arap selefi İslam gericilerinin coğrafyamızı kan gölüne çevirdiği, Kürd kadınlarını, kız çocuklarını pazarlarda sattığı bu koşullarda, Kuzey Kürdistan silahlı güçlerinin silahsızlandırılması ne anlama geliyor biliyor musunuz?
Kuzey Kürtlerinin TC tarafından kullanılmasının yolu kesilmelidir. Kuzey Kürdistan silahlı güçlerinin daha modern ve daha güçlü silahlarla donatılması gerekiyor ve diğer Kürd silahlı güçleri ve dost ve müttefik ülkelerle birlikte omuz omuza IŞİD terörüne karşı daha güçlü mücadele etmelidir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375