Canlı bombaların necis bedenlerini patlattıktan sonraki vahşet görüntüleri, yayın yasağı nedeniyle göremediğimiz bölümler. Peki ya öncesi, yani patlamadan hemen öncesi…
Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun yayın yasağına rağmen, insanların cep telefonları ile çektikleri görüntüler, sanal âlemde elden ele dolaşıyor. Sosyal medya, adeta kan gölüne dönülüyor, (+) işareti de olmadığından, küçük, büyük herkes bu kan donduran görüntüleri izleyebiliyor.
Parçalanan bedenler, sağa sola savrulan organlar ve kan gölüne dönenkoca bir alan.Bilmeden değil de, özellikle bu görüntüleri izleyen ya da paylaşanların psikolojilerini cidden merak ediyorum ama konumuz bu değil, patlamadan hemen öncesi…
Kendi bedenini patlatacak ve o necis bedeniyle çokça can yakacak olan canlı bombalar, vücutlarına sarıp sarmalanan bombanın henüz pimi çekmeden önce o alanda neler oluyordu, hiç düşündünüz mü?
Sonrası değil, patlamadan öncesinin güzelliği…
Sizin, bizim, onların, diğerlerinin, habersiz olduklarımızın yaşadıkları. Yürüyenler, koşanlar, soluk alıp dinlenenler. Dilenenler, dilenciyi, memnun edenler, yüzünü ekşitip geçenler, küçük görenler, ibretle izleyenler…
Çocuklar, cıvıl cıvıl çocuklar; şen kahkaha atanlar, naz eden, naz çekenler…
Kadınlar, güzeller, çirkinler, vitrin camında sağını, solunu düzeltenler…
Genç erkekler, yakışıklılar, hayatının baharında olanlar…
Bebekler, dünyadan habersiz olanlar, ağzına aldığı yalancı memeyle annesinin, babasının göğsünde hayata uzananlar…
Uslu çocuklar, yaramaz çocuklar ve her haliyle sevilen bizim çocuklarınız…
Annesinin, babasının elini tutan bir çocuk mesela...
Bomba henüz patlamadan önceki alanı bir kez daha düşleyin ve girin ayrıntılara…
Her şeyden habersiz ailesiyle birlikte geçirdiği zamanın hazzını varıyor.
Henüz hiçbir şeyin farkında olmayan ve kendisine tahsis edilen bebek arabasından ibaret köşkünde, yalancı memeyle sağa sola gülücük atan bebek de o anın tadını çıkarıyor.
Kız çocukları güle oynaya, bir yandan saçlarıyla oynarken, bir yandan da zıplaya zıplaya geziyor.
Sürekli uzaklaşması uyarısı alan erkek çocuklar da gezdiği yerlerin tadını çıkarıyor.
Eşinin, sevgilisinin elini tutan, koluna giren çiftler de mutlulukla geziyorlar.
Kimisi vitrinde bir kıyafet beğeniyor ve onu kendi üzerinde hayal ediyor. O elbiseyi alacak gücü olsa da, olmasa da, kısa süreli mutluluğu bile ona yetiyor.
Eşini memnun edecek bir hediye alma telaşında olanlarsa, bir yandan cebine, diğer yandan vitrindeki etiketlere bakıyor.
Bir köşede uzun zamandır görmediği dostunu bekleyen, bir başka köşede hiç ayrı kalmadığı arkadaşını gözleyen var.
Bir işyeri yoğun müşterilerle uğraşırken, bir başka işyeri bir müşteri gelse de üç beş kuruş kazansa diye rızkını bekliyor.
Karnı guruldayanlar, atıştırmak bir yer arayışına, ağzını tatlandırmak isteyenler de yine nefis bir mekân arayışına giriyor. Kimi de bir simitle arzularını bastırma derdinde.
Kimi bir yere koşturuyor, kimi sıcak evine yetişme derdinde.
Kimi mutlu olduğu yerde, kimi mutlu olacağı yere doğru adımlıyor.
Görev yapan insanlar da var.
Bazısı müşterilerine iyi bir sunum yapma derdinde, bazıları da alacağı ücreti, nereye ödeyeceğinin hesabının derdinde. Bütün bu insanların güvenle gezmesini sağlayanlar, sağlıklı olmalarına katkı sunanlar da var. Hatta bu insanların cebindekilere göz diken de var, ellerine bir şeyler tutuşturmak isteyen de.
Umut arayan da var, umutları kırmak isteyen de.
Ulaşım aracından inenler, ulaşım aracına binenler ve yetişmek için koşturanlar var.Hayat işte, hayatın tam resmi belki de...
Bu insanların hepsinin sevinci var, üzüntüsü var, hasretlikleri var ve titizlikle besleyip büyüttükleri umutları var.
Yarının hayalini kuran bu insanlar, yurdun, hatta dünyanın farklı ülkelerinden gelmiş, belli bir süre gezip görecek olanlar.
Zengini var bu kalabalıkta, fakir olanı da var.Her milletten, her kimlikten insanlar var. Farklı din ve mezhebe mensup olanlar olduğu gibi, farklı siyasi görüşe mensup olan da var. Hatta o kalabalıkta ülkesini ve milletini seven de var, ihanet eden de var.
Dürüst insanlar var o kalabalıkta, iyi kalmanın mücadelesini verenler. Kötü insanlar da var, kötülük düşünen veya sürekli birilerini söğüşleyenler...
Bütün bu insanların içinde, bambaşka bir amaçla gezinen de var; necis bedenini patlatıp, her şeyden habersiz bu insanlara hayatı zehir etmek isteyen herhangi bir terör örgütüne mensup olan birisi veya birileri…
Pimi çektiğinde çok şey olacak.
Bütün bu insanlar ya ölecek ya bir kısmı ağır yaralanacak.
Patlamadan sonrası ülkede infiale neden olacak. İnsan olanlar üzülecek.
Siyasiler ve sivil toplum kuruluşları kınayacak.
Ama en önemlisi, kimin adına pimi çekmişse onlar sevinecek, el ovuşturacak, ağzından salya akarak, panik içinde olanları izleyecek.
Ve birileri daha sevinecek; kandan siyaset yapan, sandıkta yenemediği iktidarı, kan gölünde yenmek isteyenler.
Bazı ülkeler de sevinecek, ülkemize düşman olanlar ve terör örgütünü besleyen ülkeler. Bu acı olaya üzülen kim olursa olsun, insanlığındandır.Sevinenlerin ise Allah binlerce kez belasını versin, o da her kim olursa olsun...
Patlamadan sonrası değil, patlamadan öncesi hep yaşansın isteyen, teröre ortak tepki gösterir, “ama”ya, “fakat”la sahipleneceği, ayrı bir yere oturtacağı bir tek eylem bile olmaz.

Tweetimden seçmeler
Biz, öldürenin örgütüne, ölenin kimliğine bakarak lanet okuyanlardan değiliz…
www.naifkarabatak.net
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375