Sevgili mister, sizde eski siyasetçileri ne yaparlar bilmem ama bizde kullanırlar. Bazen bir sarhoş masasına meze olurlar, bazen bir kahve köşesinde çay içimi dedikoduya.
“Kullanılmaya hazırım” diye bağıran her eski siyasetçi, hangi kesime nasıl bir gündem lazımsa, hükumeti hangi konuda bombalamak gerekiyorsa, bunu düşük karakterinden güç alarak yapmak, artık bir gelenek oldu.
Bizde eskiyen yıldızları kırpıp, yeni bir ay yapan yok, mister, adın her neyse…
Bizde eskimeyen, pörsümeyen ve bir kenarda kaldıkça saçmalamayan yıldız da yok.
Sizi bilmem ama bizde, “ben varsam varım, yoksa her yer pislik içinde” diyenler var.
“Bizimle bahar daha da bir güzel” diyen eski siyasetçiler, bir ayağı çukurdayken, halen baharın kendisiyle geleceğine inanır.
Güneşin bile kendileri için doğduğunu sanan siyasetçiler var bizde mister, sen ne sanıyorsun?
Onlar varsa vardır yoksa bir tayfun, bir boran, bir kar, bir fırtına, bir lodos ve bardaktan boşanırcasına bir yağmur ki, ne yağmur, rahmet olmayanından.
Sizde, Amerikan sineması akla hayale gelmedik felaket senaryolarını sinemaya aktarır, bizde, bir köşeye atılan veya bir köşeye atılması gereken eski siyasetçiler.
Eskiyi özleyen çıkar mesela, ucu açık bir eskidir bu.
Kimi daha önceki hükumetleri özlediğini düşünür, kimi darbe dönemlerini.
Bazısı yoklukları, kıtlıkları özlediğini sanır. Bazıları da özgürlüklerin kısıtlandığı o puslu yılları.
İnsanlara, insan olarak değer verilmediği günlerin özlemiyle dolu olduğunu düşünene karşın, ekmek alacak para bulamayan, fakirliğin dizboyu olduğu zamanları özlediğini düşünmemizi sağlayan bile var bizde sevgili mister, adın her neyse…
Değil mi ya cumhuriyet dönemi boyunca “şu başarılı hükumet dönemini özledim” diyeceğin bir tek örneği mumla arasan da bulamazsın, projektörlerle her köşeye, her bucağa baksan da...
Herkes eski siyasetçinin sözlerinde bir cevher arar.
Belki şu cümle, belki şu kelime, belki şu hecede derin bir anlam vardır diye didik didik ederler ama bir halt bulamazlar.
Dolaylı cümlelerle uğraşmaz kimse.
İma yoluyla söyleneninden bir bukleciksatırın altını çizip, zor günde lazım olur diye köşede bekleten çıkar.
Muhalefeti, pörsüyen siyasetçiye yaptıranlar, dümdük bir cümleyi bulmakta gecikmezler; elleriyle koymuş gibi bulurlar.
Adın her neyse sevgili mister, bizim buralarda sarhoş sofrasına meze olmayı onur bilen eski siyasetçiler de var, bilir misin?
İki kadeh atınca söylemeyeceği hakaret, etmeyeceği küfür kalmaz. Alkol almadığına bakma mister, alkol yerine geçen sarhoş edici ne makamlar var bizde…
Hele bir de cebine üç kuruş konmuşsa, yapılacak darbede kendisine bir gömlek biçilmişse…
İlla bir yerlere ajanlık yapmak da gerekmiyor, sarhoş sofrasına meze olanlar, bütün sırları deşifre ediyor aklınca.
Sır dediğime bakma, hükumetin camına taş atsın yeterli.
Hatta kapının zilini çalıp, kaçması bile büyük bir başarıdır, bir türlü onurlu sonu kendisine yakıştıramayan siyasetçiler için…
Bizde siyasetçinin emekliliği olmaz adın her neyse sevgili mister…
Bizde gazetecilerin, yazarların da emekliliği olmaz.
Kim nerede, ne kadar pohpohlanırsa, orada o kadar hizmet eder. Sonrasında döner, o güne kadar söylediklerini yalanlar, kendini sütten çıkmış ak kaşık görerek.
O nedenle diyorum ki, adın her neyse sevgili mister, bizde görevde olduğunda konuşana bakacaksın…
Görevi bıraktıktan, bir köşeye atıldıktan, gerçek yüzü görüldükten sonra saçmalayanların, saçmalama hakkını birilerinin uhdesinde olduğunu unutmayacaksın.
Yürekli yazar, yürekli gazeteci, yürekli siyasetçi veya yürekli bir başka meslek mensubu, yanlışı işin içindeyken söyler, dışındayken değil.
Henüz sana bir isim bulamadım mister, senin de ismini söyleme gibi bir niyetin yok ama ben sana söylemeye devam edeceğim, sizin oradaki “meslek anlayışı” ile bizimki farklı.
Sizin oradaki millet sevgisiyle bizdeki de farklı.
Sizde esas olan ülke olsa da, bizde esas olan iktidarda kim olursa olsun, ona muhalif davranma adına ülkeyi ateşe atmaktır.
Hatta bunun için sahip oldukları iğrenç kan, damarlarında dolaşıyor ve o kanla, “hizmeti alan” ülkenin ajanlığına, “hizmet bekleyen” örgütün yararına saçmalama hakkını kullanabiliyorlar.
Bizde saçmalığın onurlu duruş olduğuna inanan bir kesim var sevgili mister, duruş kendilerine fayda getirdiği müddetçe.
O nedenle adını henüz koymadığım mister, biz eski siyasetçilerden onurlu olan, onuru ve şerefiyle öte âlemlere yolculuk edenleri severiz. Hangi siyasi parti, hangi görüş, hangi inanç, sahip olduğu hangi değere bakmadan bunu söyler, bunu biliriz.
Diğerleri, sarhoş masasına meze olmaya her daim hazır artıklardır, artık da kalacaklardır, layık oldukları her şekilde…
 
Tweetimden seçmeler
Bülbülle akbaba asla kıyaslanamaz. Bülbül, ne kadar güzel olsa da, güzel ezgilerle dinleyeni mest etse de, leş arayan akrabaya yenik düşer!
www.naifkarabatak.net
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375