İnsanlar neyi savunuyorsa o fikri öğrenmekle mükelleftir. Belki her fikirde böyle bir mecburiyet yok ama genel olarak, bir fikrin savunuculuğunu yapan, bir fikri benimseyen, o fikri “iyi” bulduğu için sahiplendiğini da bilir. Bu fikir, en saçma fikir olsa bile değişmez.
Her insan farklı bir dünya görüşüne sahip olurken, bazıları bu fikrin savunuculuğunu, bazıları da koşulsuz kabullenmeyi seçer.
Koşulsuz kabullenmek kuşkusuz yanlıştır ama bir fikrin savunuculuğunu yapanın da altyapısının sağlam olması gerekir.
Maalesef savundukları fikri öğrenmeyen ve öylece mücadele edenler, sahip oldukları fikre zarar veriyor.
Fikir, ideoloji, inanç veya herhangi bir siyasi görüşe bağlı olanları birkaç gruba ayırmak gerekir.
Bunların içinde ikisi öne çıkar…
Birincisi koşulsuz kabullenenlerdir ki, biz buna kestirmeden koyun sürüsü de diyebiliyoruz.
İkincisi ise fikir sahip olmadan, o fikrin savunuculuğuna, borazanlığına, kavgasına, mücadelesine kalkışanlardır.
Aslında cehalet açısından birincisi tehlikeli gibi gözükse de, mutlak teslimiyet gösterenin “samimiyeti” ikincisinde bulunmaz.
Bu açıdan, fikir sahibi olmadan, zikir sahibi olanlar çok daha tehlikeli, bulunduğu yere çok daha fazla zarar verenlerdir diye düşünüyorum.
Ülkemizde yaşanan sancıların temelinde ikincisi var.
Koyun sürüsü olmak, bütün ideolojilerin bir açmazıdır ama o fikre zarar vermez, desteğiyle daha ileriye gitmesine yardımcı olur.
Ancak, savunduğu fikrin özünü bilmeyenler, kötü örnek olur.
Bütün ideolojilerde, siyasi görüşlerde böyle olmasına rağmen, dini konularda bu daha da öne çıkar ve sadece kendisine değil, o inanca sahip olan “saf” ve “samimi” insanlara da kötü örnek olur, zarar verir.
En kötüsü ise o dinin yanlış algılanmasına neden olur.
Hiç kimsenin âlim olmasına gerek yok, size yetecek kadarını öğrenmeniz, fikri doğru savunmanıza yeterlidir.
Diyelim İslam dinine tabii olan bir Müslüman, bütün kaynak kitapları hatmetmesi gerekmez.
Ama her dinde veya her düşüncede temel kavramları bilmek gerekir.
Bir Müslümansa eğer mevzumuz, haram yemeyeceğini, ahlaklı olacağını, kimseye zarar vermeyeceğini bilmesi gerekir.
Bir Müslüman “ırkçılık” yapmayacağını da bilir.
En azından veda hutbesinden haberdardır, Peygamberimizin neyi ayakları altına alıp, ezdiğini bilir.
Bir Müslüman, “ama” diyerek de olsa bir terör örgütünün yanında, önünde, arkasında, kenarında, köşesinde olmaz, olmayacağını, olduğu takdirde “Müslüman” sayılmayacağını da bilir.
İtikadi veya ameli konularda başvuracağı kaynak kitaplar bulunur, soracağı hoca, danışacağı âlim veya bir merkez bulunur.
Allah’a koşulsuz inanmak, diğer ideolojilerde olduğu gibi “koyun sürüsü” sayılmaz, Mümin bilinir.
Ama her Mümin, illa da sakınması gerekenleri bilir.
Bunu bütün ideolojilere sahip olanlar da bilir.
Bir kapitalist, neye taraf, neye karşı olduğunu bilerek orada bulunur.
Bir solcu, bir sağcı, bir ırkçı veya bir materyalist de neyin tarafında, neyin karşısında olduğunu bilir.
Bilmezse az solcu, az sağcı, biraz kapitalist, birazcık da sosyalist olur.
Ateist olduğu halde inanır, inandığı halde ateist olur.
İşine geldiğinde cebini doldurmak için bahane üretir, işine geldiğinde herkesin dürüst ve namuslu olması gerektiğini söyler.
Bütün iğrençliklerde adı geçerken, başkasına namus dersi verir, dürüstlükten dem vurur.
Gündüz kapitalist, gece komünist, başını yastığa koyarken mümin olabilir.
Başkasını faşistlikle suçlarken, en azılı ırkçı olur mesela…
Özel günleri unutmaz bazısı.
Bulunduğu yerde önemli olan özel gün ve gecelere çok derin anlamlar yükler.
O gün bir dava arkadaşı öldürülmüştür, o gün önemli bir adım atılmış, bir devrimin ayak sesleri duyulmuştur.
O gün karşı çıkılmış, o gün baş kaldırılmış, o gün mücadele edilmiştir.
Belki kandil geceleridir, bayramdır, Ramazandır, Cumadır…
Her fikirde, önemli olan gün ve geceler, kuru kuruya kutlanmanın veya anmanın ötesinde, derin anlamlarını da bilerek, yeni nesillere anlatılır.
Bilmeden hiçbir şey anlatamayacağınız gibi, bilmeden o fikri savunamazsınız, kendinize de inandıramazsınız.
Ne yazık ki, sadece Müslümanlar değil, diğer bütün inançlarda, ideolojilerde, siyasi görüşlerde fikir sahibi olmayanların öne çıkıyor olması, temel kargaşa sebebidir.
Kutlu Doğum etkinliklerinin yapıldığı ülkemizin her yerinde, aynı zamanda “ırkını” öne çıkaranları görünce “siz hangi dine inanıyorsunuz” diye sormak geliyor içimden…
Bunu, her görüştekilere de sormak istiyorum, “siz sahip olduğunuz değerin farkında mısınız, savunduğunuz fikri biliyor musunuz” diye…
Doğru cevabı, samimi şekilde doğru alacağım sayının çok az olduğunu biliyorum, ne yazık ki o az olanların da yanlışa dur deme gücü ve yetkisi yok.
O nedenle bu kadar ırkçılık var, o nedenle bu kadar mezhepçilik var ve o nedenle bu kadar dürüstlük ucuzlamış…
Ve o nedenle terörle İslam’ı aynı cümlede ananlar var ve o nedenle camide, sol tarafa selam verdikten sonra, İslam’la hiç alakası olmayan bir hayata akıp gidenlere rastlıyoruz…
 
Tweetimden seçmeler
Bizi mutsuz eden her ne olursa olsun, mutlaka bunda bizim de katkımız vardır. Tıpkı bizi mutlu eden her şeyde katkımız olduğu gibi...
www.naifkarabatak.net
 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375