Kani Yado - 02.11.2015

DAEŞ'in canlı bombalarıyla ve danışıklı iç çatışma ile Türk ve Kürt gençlerinin canını alarak elde edilen kanlı AK PARTİ iktidarı kanlı elleriyle faşistlerin neden olduğu acılara acılar katarak tarihin kanlı sayfasına geçti.
Böyle bir seçim zaferine saygı duyanların vicdanı tartışılır. Muktedir yeni derin devlet ve İktidarı ve partiler gençlerimize kurban olsunlar, neden gençlerimizi kendi ihtiraslarına ve siyasetlerine kurban ediyorlar?
Şimdi çocuklarının siyasete kurban olmasına izin veren Türkiye haklarının onuru ve vicdanları tartışılır hale geldi.
Kürd köylü ağırlıklı siyasal hareketlere karşı, kırsal geriliğin siyasallaşmış potansiyelin desteğinde tek irade biçiminden başka bir anlam taşımayan başkanlık sistemiyle halife olma umuduyla daha aktif hale geldi.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı akıl almaz maceralara sürüklediği görülüyor.
Türkiye'de gerçekleşen 7 haziran seçim sonuçlarını kabullenemeyen Ak Parti iktidarının diktatörü Recep Tayyip Erdoğan seçim sürecini başlatırken Ergenekon ihtisaslı yeni siyaset derinlikli destekçilerinin danışmanlığıyla çatışmalı bir süreç başlatarak 1 Kasım seçimlerinde eski oylarına ulaşacaklarına inanıyorlardı ve hesap ettikleri sonuca ulaşmaları pek sürpriz olmadı.
Recep Tayyip tek başına muktedir bir güç olmak için kendi asker ve polisleri ile Kürd gençlerini birbirine vurdurarak kan üzerinde siyaset yapmaya karar vermişti!
Şimdi eski Ergenekoncu tutuklu ve serbest kalmış danışmanları da emirlerinde strateji uzmanlığıyla katkı sunuyorlar! Onlar devlet planlı ve danışlıklı çatışmalardan sonuç almayı iyi bilirler!
Kendi askerlerini kendi döşedikleri mayınların üzerinden yürüterek ölümlerini sağlayan devlet icazetli eylem tarzları Ergenekon iktidarları zamanda bilinen durumlardır.
TC 1990 'lı süreçte de Kürdleri dünyanın gözünden düşürmek, Kürdlerin siyasal taleplerinin terorist hareketler oldukları biçimde göstermek için 33 silahsızlandırılmış askerlerini danışıklı savaş ögesi Şemdin Sakık denen zatın grubuna vurdurduğunu hepimiz biliyoruz. TC şimdi onu da cezaevinde korumaya aldığı biliniyor.
Biz çok iyi biliyoruz ki, gayri meşru bir biçimde kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti, her zaman danışıklı ve hayali düşmanlar yaratarak kurdukları suni dengelerle siyaset yaptılar.
1970 yıllarının başlangıcında Kürdlerin karşıtlığında Anadolu haklarını Türk kimliği etrafında birleştirmek için derin bir stratejiye sahip olan TC devleti, Türkiye genelinde askeri müdahaleye neden teşkil edecek eylem türlerinin yaygınlaşmasını sağladığını deşifre eden Muhsin Yazıcıoğlu'ya suikast yapmıştı.
Türk ve Kürd toplumunun devletin lehine yönlendirilmesinin çok kolay olduğu her halinden belli oluyor.
Bilimde ve teknikte meydana gelen gelişmelere rağmen, İslam ülkelerinde gelişemeyen düşünce ve sosyal erdemler talimatla yürüyen, talimatla duran av tazıları sadakatli insan manzaraları şekillendi.
Çöl cahiliye itaatli iradesizleştirilmiş bireylerlerden müteşekkil cemaat türlerinin ortaya çıkmasıyla Osmanlı şeriat mezarlığı görünümündeki Türkiye sosyal yaşamı çekilmez hal aldı.
Türkiye'de geri yaşam ile ileri çağdaş yaşam biçimlerinin ortaya çıktığı gibi, şimdi dünyada ileri uygarlık ile çöl geleneksel inançlara paralel gelişen geri toplumlar arasında çok büyük mesafe oluştu.
Bu çelişki, insanların ortak sorunların çözüm şekline de etki yapıyor. İlke olarak, makul surette hareket etme iktidarından mahrum insanlar reşit ve mümeyyiz sayılmazlar. Müslüman ülkelerin tek irade yapısı halkın mutluluğu için halkın kaderini belirleyemezler. Hür dünya devletleri Kürdlerin müttefiki olarak bu soruna dahil olmak zorunda kalıyor.
Toplum gerici ilişkilerin içinde silikleşirken, şiddet eğilimi öne çıktığı dikkatlerden kaçmıyor. Siyasal şizofrenler artarak çoğalıyor.
Geniş İslam mezarlığında her kes kendini cennetlik, mükemmel, eksiksiz gördüğü için kimse kendini gözden geçirmez.
Hatta her kasaba ve mahalle üfürükçüsü kendini alim olarak tanımlar. Bu yüzden devlet ve millet komik bir manzara olarak zuhur eder.
Osmanlı çöl barbarları öyle büyük tehlike oldular ki, tüm uygar dünya bu barbarlara karşı Kürdlerin yanında yer almayı bir insanlık borcu ve dünya istikrarı için bir gereklilik olarak gördü.
Dünya aynı zaaflara sahip Kürd partilerine karşı önlemi almıştır. Büyük dünya küçük ihtiraslarla karşı ciddi biçimde müdahale edebilecek reflekslere sahiptir.
Çöl köleci cahiliye toplumunun inançsal Osmanlı şeriat yaşamıyla tek kudret iradi tabu önderliği adına tek irade hilafet sistemini başkanlık takkiyesiyle gündeme getiren Kasımpaşa kabadayısı TC Cumhurbaşkanı Recep Paşa, bölge şeriatçı güçlerin verdiği umut ile başkanlık sistemine bayağı kafayı taktı!
Recep Paşa sivilleşmezse Hitler'in kafası neredeyse Recep Tayyip Paşanın kafası o bilinmeyen yerdeki Dünya Savaşları Müzesine gidecektir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375