Bir topluluğa sosyolog gözüyle veya bir vatandaş olarak baktığınızda, doğaldır ki farklı değerlendirmelerde bulunursunuz. Siyasi veya sanatçı gözüyle de farklı bir sonuç çıkarabilirsiniz. Mesela toplum kimlerden ibaret diye göz atsanız, çok farklı kesimler öne çıkar. Bir de toplum baskı altında mı, değil mi diye bakmak gerekir.
Elbette bunun için seçtiğiniz hedef kitle çok önemli.
Belki de daha önemlisi, sizin ortaya çıkmasını istediğiniz sonuçtur.
HaberTürk televizyonunda bir tartışma programına denk gelince, ister istemez aklıma bunlar geldi.
Çok az bir bölüm seyretmiştim.
O bölümde Berhan Şimşek, toplumun nasıl bir baskı altında olduğunu söylüyordu.
Elbette bu korkunç bir şeydi.
Düşünsenize, bütün toplum, hep birlikte baskı altında…
Belki inim inim inliyorlardır.
Ekmek karneye bağlanmış, bir dilim fazla almak mümkün değildir.
Yol yoktur mesela, bir damla su bulunmuyordur.
Camiler ahır edilmiş, ezanlar susturulmuş veya Türkçe’ye çevrilmiş, Kur’an-ı Kerim okumak bile yasaklanmıştır.
Belki çocuğunu Kur’an kursuna, belki baloya, belki dansa göndermenin önünde engel vardır.
İstediğin okula, istediğin ibadethaneye, istediğin sağlık kuruluşuna, istediğin eczaneye, istediğin meyhaneye gitmenin önünde engel vardır.
Dilediğin kitabı bulamıyor, İsrail’in ve bütün terör örgütlerinin sözcülüğüne soyunan paçavralara ulaşamıyorsundur.
Belki de her taraf açık işkence haneye dönüşmüş, etler ayrılıyordur kemikten.
İnsanlar gölgesinden korkuyordur.
Telefonlar dinleniyor, evler kontrol ediliyor, attığın adım sayılıyordur.
İstediğin dilde konuşamıyorsun belki.
Belki de istediğin müziği dinlemen yasaktır.
Farklı dil ve lehçeleri öğrenmek yasaktır, farklı dillerde gazete, radyo ve televizyon kurulamıyordur.
Ne bileyim, belki inandığın gibi giyinemiyorsun, belki de açılıp, saçılamıyorsun.
Siyasilere, milletvekillerine, bakanlara, başbakan veya cumhurbaşkanına ağzına geleni söyleyen olmadığı için, içine atan bir toplum haline gelmişizdir.
Televizyonda, gazetelerde, internet sitelerinde ve sosyal medyada sadece hakaret değil, tehdit de yapamayan bir topluluğa dönüşmüş olmalıydık.
Belki aklına esen melaneti yapacak ortam bulamıyorsun.
Bütün medya organlarında öyle bir sansür var ki, çıplaklık yasaktır.
Benim bedenim, benim organım, dilediğim gibi kullanırım demek yasaktır. Önce pornocu dokunma deyip, sonra olan sapıklıklara karşı çıkmak yasaktır.
Her türlü sapık cinsel tercihini, elinde pankartla, elinde mikrofonla ele aleme duyurmak da yasaktır, hani kimin umurundaysa…
Kim bilir, belki sahilde sere serpe uzanmak, belki dilediğince kaçamak yapmak yasaktır.
Ev sahibi olman, mülk edinmen, üç kuruşluk mala yüz kuruş vermenin önünde engel vardır.
Sokakta dilediğince gezmek, dilediğin kıyafeti giyinmek veya giyinmemek yasaktır.
Yani, sabah uyanıyorsun ve gecenin belirsiz bir saatine kadar yaptığın veya yapmak istediğin çok şey yasak.
Yola çıkamıyorsun, seyahat edemiyorsun. Gemiye, hızlı hızlı trene binemiyor, metroyla gideceğin yere çok çabuk varamıyorsun.
Denizin altından, denizin üstünden ve neredeyse kullanmayalım kalmadığı uçakla seyahat edemiyorsun.
Belki de özgür düşünme yasaktır.
Her kafaya bir polis diken vardır.
Bir ülkenin cumhurbaşkanına bile hakaret edemeyen pek çok aydınlığın karanlığa gömülmüştür.
Muhalefete söz hakkı yoktur belki.
Belki de halk, muhalefeti tercih edemiyordur.
Sürekli kumpas kurmak yasaktır, derin oyunlara engel vardır.
Terör örgütleri cirit atamıyor ve açıkça terör örgütünü savunan bulunmuyordur.
Ta Amerika'dan bir yerleri harekete geçirip, ülkeyi kan gölüne döndürme emelleri başarıya ulaşamıyordur.
Elbette toplum baskı altındaysa bunlar olmalı, belki daha az, belki daha çok ama olmalı.
Mesela Rusya’ya, İsrail’e, Esed’e, Fransa’ya, İngiltere’ye, Amerika’ya bağlılıklarını bildirip, bilgi sızdıran ve bunu da siyasetçilik veya gazetecilik kılıfıyla yapan alçak sayısı çok az kalıyordur.
Mazhar Bağlı da benim gibi merak etmiş olacak ki, Berhan Şimşek'e, bir tane baskıdan örnek vermesini ve o baskı için, onunla birlikte mücadeleye hazır olduğunu söyledi.
Şizofrenlik, o hastalığa müptela olanın alnında yazmıyor.
Berhan Şimşek, “merak etme öyle bir baskıyla karşılaşırsam, sana söylerim”, dedi.
Toplum baskı altındaydı ama Burhan Şimşek gibilerin kafasında.
Olursa söyleyeceklerdi. Bekliyoruz ama o gün gelirse ve onların kafasındaki baskı toplumu hayata geçerse, işte o zaman bittik demektir, şimdi değil…
 
Tweetimden seçmeler
Ayaklarının altına cennet serilmişken,  iğrenç arzusu, oğlunun katline, ailenin yıkılmasına neden olabiliyor. Beratcan'a yazık değil mi?
www.naifkarabatak.net
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375