Kani Yado

Seçimlerin ne kadar demokratik olup olmadığını bir yana bırakarak Türk meclisine, yani resmi ismiyle TBBM’ne milletin vekillerini sokmak için bir yarışın kızıştığını görüyoruz. Bu meclis Kürdlerin meclisi sayılıyor mu?
Kürdler açısından söylenecek çok şeyler vardır. Bir zamanlar bir Kürd lideri “Her kes li kerê xwe siwar be” dediğinde çok gülmüştük ama bu sözün ileride Kürdler için önemli olabileceğini belki düşünememiştik.
TC devleti, Avrupa’nın bir partneri olarak, mağdur halkların kanı, acıları ve gözyaşları üzerinde yaşam kuran devlet olarak ortaya çıktı.
İkinci Dünya Savaşında özgür dünya karşısında yenilen Avrupa faşizminin enkazı üzerinde inşa edilen demokrasiye ve insan haklarına dayalı devlet biçimini benimseyen TC, Avrupa devletleri ile NATO ittifakında yer aldığı halde geleneksel geriliği terk etmedi.
TC, Kürdlere karşı inkar ve imha siyasetini uzun yıllar benimsedikten sonra şimdi farklı yöntem kullanıyor.
TC, bizzat Kürdleri kendi amaçları için kullanarak Kürd dinamiklerini Kürdistan'ın özgürlük mücadelesinin önünde barikat olmasını sağlamaya çalışıyor.
Seçimin neden olduğu siyasal atmosfer hayli gergin gözüküyor. Bu gerginlik toplumun yaşamsal taleplerini içeren kendi çıkarları doğrultusunda siyasete yön verme gücünden kaynaklandığını iddia etmek mümkün değildir.
Tam aksine geleneksel olarak kendi efendisine olan sadakati doğrultusunda bir dinamizm olarak ortaya çıkıyor.
Toplum daha çok birilerinin kendilerini hizaya koymanın, hazırola geçirmenin beklentisi içindedir. Bu da gösteriyor ki, özgür kişilik, özgür irade öne çıkmıyor!
Geleneksel çöl geriliğinin temsilcisi olarak görünen AK PARTİ’ye muhalif diğer partiler 1900 yıllarının başındaki siyasal despotizm yaklaşımından başka bir şey değildir.
Eğer doğru bakma zahmetine katlanıyorsak, MHP ve HDP, CHP’nin son 40 yıl içinde kopan parçalarıdırlar. Şimdi bir Kemalist yama ile tekrar birleştirilmek isteniyor.
Yani iktidar ve muhalefet geriye doğru hızla koşan siyasal yarışçılar olarak göze çarpmaktadırlar.
Günümüze kadar iktidar partisinin ve iktidar muhalifi partiler en büyük sorun olan Kürd meselesi hakkında bir önerileri yoktur. Sadece kuru umutlar üfürüyorlar!
Kürdler için federasyon mu önerildi? Hayır.
Kürdler için kendi kaderlerini belirleme hakkı mı önerildi? Hayır.
Kürdler için bağımsızlık mı önerildi? Hayır.
Bu koşullarda biçimlenen toplum, siyaseti olumlu etkileyemez. Çünkü, toplumun bu koşullarda çağdaş düşünce ile, dünyanın genel sorunlarıyla tanışmadan TC’nin bağnaz siyaseti içinde boğuntuya getirilerek siyaset üzerinde ciddi bir etkisi olamıyor.
Toplum avuçlarını açmış, teslimiyet eğiliminin biat hamurundan efendisinden kurtuluşu bekliyor.
Önce seçim ile efendisine olan vefa borcunu ifa edecek! Önce efendisini baş edecek, başına taş edecek!
Osmanlı şeriat mezarlığında biçimlenen bir toplumun demokrasi algısını bir düşünün!
Tek irade takıntısında insan kısırlığının sonuçları hiç de içaçıcı olamayacağını tahmin etmek zor değildir.
Tek tanrılı siyasal hareketlerde ve tek tanrılı veya tek irade olarak kabul edilen diktatörlük denen lanetlik sistemlerde insanlar sorgulamaya/düşünmeye ihtiyaç duymuyor.
Çünkü, lider her kesin adına düşünüyor olarak kanıksanıyor.
Bu koşullarda kimse kendini adam yerine koymaz. Düşünmek yerine diktatör palyaçonun fikirlerini nakleder.
Bu dünyayı boşuna işgal edenlerin sistemi, hazır zahmetsiz sistem! Palyaço tek makamdan düdüğü çalar her kes hizaya girer!
Lider eleştirilmez bir kudrettir. Liderin , anasının, danasının doğum günleri bile kutlu olur. Biad etmeyen kişinin kafası vurulur. Lider öldüğünde onun için ağlamayanlar cezalandırılır.
Bu rezil dini veya siyasi sistemlerde tabular tartışılmaz. Liderler tartışılmaz başbuğlar olarak dokunulmazlık zırhında olur!
Bu palyaçolara sadece övgüler dizilir. Sanat sadece palyaço diktatörlerin övgüsünden ibaret olarak görülmek istenir.
karanlıkların siyasal gece bekçileri tarafından sık sık” bak heval/yoldaş, biz önünde secde ettiğimiz efendimizi tartıştırmayız, sözlerine dikkat et, sonra karışmam ha!” ikazları duyulur.
Velhasılıkelam, susanların çok olduğu yerlerde konuşan tek olur!
Recep Tayyip Paşa çekinmeden ağzına gelenleri söylüyorsa liderler üzerinde kontrol gücüne sahip olmayan secdeci bir toplum yüzündendir.
Kendilerini ileri sanan bu karanlık mezarlığın siyasal sakinlerinin de Arap çöl alamet-i farikası Abdultayyip ümmetinin secdeciliğinden farkları yoktur.
İslam ülkelerinde yaşam, zifiri karanlıkta tek adam zihniyetinin en çarpıcı örneği olarak önümüzde duruyor.
Günümüzde çağdaş biçimleri de bu eskimiş/dökülmüş sisteme entegre etmeye çalışan talancı, yalancı, iltimasçı, rüşvetçi, dolandırıcıların yarattığı devlet toplumun tüm özelliklerini taşır.
Bu sistemde bütün kötülüklerin sorumlusu devlet olarak gösterilirken toplumun kötülük eğilimleri gözden kaçırılıyor. Oysa devleti inşa eden kudret toplumun genel eğilimlerini ihtiva eden bir örgüdür.
Bu coğrafyada siyasette köşeyi dönenlere "akıllı" insan, dürüst insanlara "beceriksiz" dendiğini hepimiz duyuyoruz. Böylece biz de "siyasette çalanlar servet yapar, çalamayanlar siyasetin heyecanını yaşar" diyoruz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375