Kani Yado

Halk arasında ''eşek hoşavdan ne anlar?'' atasözünü sık sık duyarsınız. Hoş ve av kelimeleri Kürdçe'dir. ''hoş su'' anlamına geliyor. Kürdler hoşavın alasını kurutulmuş armuttan, elmadan ve kuru üzümden yaparlar…
Emmi oğullarımızdan İran’lılar Farsça dediğimiz kendi dillerinde “huşab” demeleri şeklindeki benzerlik can ve kan bağındandır.
Hoşavın eşeklere içirildiğini hiç duymadım. “Eşek hoşavdan ne anlar!” derler. Sanırım Türkler de hoşavın ne olduğunu bilirler ama Kürdçe olduğunu bilmezler!
Yunan’lıların Sasıkisini “cacık” diye piyasaya yutturdular ama Kürdlerin hoşavını Türkleştirip yutturamadılar.
Çünkü “hoş av” hoşav olarak tadıyla, güzelliğiyle, zerafetiyle, ismiyle değişmeden günümüze kadar geldi.
Belki de birileri “Türkler hoşavdan ne anlar!”  sözünü söylemeyi uygun bulmadıkları için Kürdlerin milli hoşavını Türkleştiremediler.
Osmanlı padişahlarının Türklere “Etrak-ı bîidrak(ahmak Türkler) demelerine sevinmiyoruz elbette.
Türkler hoşavın ne anlama geldiğini bilmiyorlar diye kimseye bîidrak demeyiz ama gerçekten eşeğin hoşavdan ve demokrasiden hiç bir şey anlamadığını biliyoruz. Günümüzdeki gürültülerden, patırtılardan anlıyoruz.
“Hoş” kelimesiyle “av” kelimesi yan yana gelebilir ama “Türk” kelimesiyle “demokrasi” kelimesi yan yan gelmez. Çünkü bu iki kavram arasında kan uyuşmazlığı olduğu her haliyle bellidir.
TC’nin öz yerli malı Kürd mucitlerinin icadı olan demokratik cumhuriyet ütopyasına dayalı nazariye Türkiye’nin demokratikleşmesi için değil, Kürdlerin uluslaşmaması için savurulan nazariyedir.
Demokrasi ve Türkiye kavramları yan yana görüldüğünde mutlaka insanları gülme krizi tutuyordur! Ya Rabbim! Bu iki kavram birbirine o kadar ters görünüyorlar ki! Yoksa bana mı öyle geliyor?
Önyargılar insanı çok yanıltır diyorlar ama bu önyargı değildir. Mesela, Türkiye’de kimsenin trafik kurallarına uymaması, kurallı yaşam erdemlerine sahip olmamasından ileri geldiğini bilmemek mümkün değil!
Demokrasiler kurallı yaşam erdemler bütünü değil mi? En büyük dileğim Türklerin bu konuda beni mahcup etmeleridir.
Derin TC standartlarına, demokratik cumhuriyet yalanlarına uymayan düşüncelerim için lütfen dostlar bize kızmasınlar!
Biz yanlış olsak bile farklı düşündüğümüz için düşüncenin olgunlaşmasına hoşav tadı sunarak bölge mozaiği gibi düşünce sahasını renklendiriyoruz. Gericilik zırhını delmek için başka çare var mı?
Hiç bir olay sebepsiz değildir. Her olayın, her olgunun sebep ve sonuçları vardır. Bu durum Anadolu’nun dramından kaynaklanıyor.
Talanlardan başka uğraşıları olmayan bozkır kavimleri ve evcilleşmemiş çöl kavimlerinin Anadolu yaşamına uyum sağlamayıp, Anadolu yerlilerini katliamdan geçirince geride insanlık bakiyeleri kalır!
Bu talihsizlik, Osmanlı düzeninin yüzyıllarca insanları karanlık Şeriat mezarlığına mahkûm etmesiyle ilgilidir. Geleneksel köleci toplum sistemleri insanlık erdemlerine ters düşürmeye müsait duruma getiriyor insanları.
Bir de yaratılan bilinçaltı kirliliğini düşünün!
Ya yüzyıllarca toplum iradesi yerine tabulaştırılan zat-ı muhteremlerin tekçi gülünç iradeleri! İnsan ruhsal ölümle donduruluyor, şirk/ilahlar yaşam buluyor!
Bu koşullarda yaşayan insanlar birey olmanın anlamını bilmezler. Tam tersine tabuların itaatkâr sadık kapıkulları olurlar.
Çağdaş düşünceye sahip insanların gelenekçiliğe karşı kitleselleşmemelerinin nedeni bu korkunç durumdur.
Ne hoşavdan ne de demokrasiden anlamama kanıksaması bu gerçeklerden kaynaklanıyor. Bu çürümüşlüğe karşı kafa nakli yapmak mümkün olmayacağına göre çare nedir?
İnsanlara zorla hoşavı sevdirmek mümkün değildir. İradeleri tabular tarafından gasp edilmiş ayarlı toplumlar her olumsuzluğun içinde parmak ararlar!
Biz diyoruz ki: Hayır, parmak değil, sen orada olduğun için doğru bir şey yapılamıyor!
İnsanlık bu gülünç durumu affetmeyecek.
Tüm dünya Türkiye’de çağdaşlığa karşı bir düşmanlığın geliştiğini görüyor. Kimse onlardan bir şey beklemiyor, ama hiç olmazsa doğru olanı sabote etmemelidirler.
Demokrasi farklılıkların tolerans kültürüdür.
Türkiye’de bu kültür var mı? Yoksa ‘ker û hoşav’ da bir arada olmaz!
Bu bir önyargı mı?
Ne yapalım(?) önyargı ise önyargı! Kuyruklu Kurd yakıştırması da önyargıdan kaynaklanmıyor mu? 
Şeriata adım adım yaklaşan Türkiye kuyruklu şeriat devrimini yapsın, önyargıda bir-bir berabere kalırız, ödeşiriz.
Demokratik erdemlerin yeşerme imkânı olmayan coğrafyada bir mucize mümkün mü acaba? Korkarım ki, mucize taş kafalıların başlarına yağacak bombalarla beraber gelsin!
Bu da dünyanın bir başka trajedisi! Heqo Heqo, va çı xoşav e, va çı ker e, va çı qedere?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375