Devrimsel çıkışlar doğru yapılmadığı zaman ortam palazlanır. özgürlüğe gecikmiş toplumlardaki yozlaşmalar bundandır. Türkiye de özgürlüğe gecikti. Geciktikçe muhafazakârlık kansere dönüştü, İslamcı gericiler sarhoş!
Yüzyıllarca monoton bir hayatta kokuşan Osmanlı şeriat toplumu cumhuriyetle gerekli devrimsel yenilikler yerine daha despot bir sistemle karşı karşıya geldi. Cağın cumhuriyet koşullarına entegre olan gericilik şeriatçılık yasağının yeraltı karanlığında daha korkunç hale geldiler.
Anadolu’da yerel yaşamın kendi koşullarında inşa edilen açık hava tiyatroları, kültür kurumları Osmanlı Şeriat düzeni ve cumhuriyet istibdadı zamanlarında harabelere dönerken ve tahrip edilirken, insanlar Arap cahiliyesi kültürel monotonluğuna sürüklenerek sosyal yaşam ev ile cami arasına mahkum kaldı. Bu kültür içselleştikçe şiddete dayalı yaşam hayatın her alanına eski biçimiyle kaldı.
Erkek dinleri ve erkek siyasetinin gereği olarak kadına cariye gözüyle bakma geleneği devam ediyor. Çocuk İslami eğitim kurumlarında vicdanını kaybetmiş sarhoş mürteciye teslim ediliyor. Anadolu, barbarların istilâsına uğradıktan sonra adım adım karanlığa gömüldü.
Roma ve Mezopotamya değerlerinin buluştuğu Anadolu’ya güneş bir daha doğmayacakmış gibi zifiri karanlığa sürüklenmeye devam ediyor.
Bir taraftan Vatikan köleci sistemi, bir taraftan çöl putperest kölecileri Mezopotamya’yı ve Anadolu’yu gerici cendereye almış, suyunu çıkarırcasına sıkmışlardı. Bu cendereden kurtuluş umutları hala gözükmüyor.
Bu coğrafyada insanlık, Vatikan-Roma Hıristiyan köleci toplum sistemi ile Mekke İslam köleci toplum sistemi tarafından istismar ediliyordu. Bu coğrafyada bu gün dengeler demokratik toplumların lehinde olduğu gibi, o zaman köleci toplum sisteminden yanaydı. Köleci toplum erkek dinlerinin ilkeleri örümcek ağı gibi insan beyinlerini sarmıştı.
Bu gün milliyet kavramı denen illet için söylenen tüm yalanlar o zaman dinler için söyleniyordu. Dinlerle kendi yarattıkları tabuları gökyüzünün yedinci katına oturtmuş, onların adına krallar, soytarılar, palyaçolar ve her türlü din istismarcıları sözcü olarak talimatları yağdırıyorlardı.
İşte bu gün yukarıdan aşağıya merkeziyetçi yönetme sisteminde talimat heveslileri bu soytarıların geleneklerini sürdürerek 21. Yüzyılı kendi muhafazakârlığına hapsetmek istiyorlar.
Muhafazakârlık illeti yaşamın her alanında kendini gösteriyor. Gericilik olarak tanımladığımız muhafazakârlık Sol ve sağ siyasetlerde yaşama imkânı oldukça fazladır. Her memnuniyetsizlik ilerici değildir.
Kırsal yaşam kökenli sağ ve sol yapılanmalar çağa karşı gerici aktörlük olarak ortaya çıkabiliyorlar! gençlerinin sağda ve solda aktif siyaset yapmaları aslından bir reaksiyondur. Biz de çocukken daha ilk defa telefon direklerini gördüğümüzde reaksiyon olarak telefon direklerini taşlıyorduk. Bizden öncekiler ‘gavur devesi’ diye treni taşlamışlardı.
Muhafazakârlığın dinsel bağnazlıkla bütünleştiği talihsiz dönemler bir sürü acılara neden olabilir. Türkiye bu süreci yaşıyor; ancak Dünyadaki caydırıcı gelişmelerden dolayı eski zamanlara göre toplum şanslıdır. Her adımı Avrupa tarafından ayarlanan Türkiye gerçeğine rağmen siyasiler genetik gerici meziyetlerini göstermekten çekinmiyorlar.
Özgürlüğe ve demokrasiye gecikmiş bir Türkiye’nin muhafazakarlığı kansere dönüşmüş vaziyettedir. Bu kanser bünyeyi çürütmeden demokratik müdahale gereklidir. Elbette geleneksel beyin virüsü istilalarının tehlikesinde olan bir Anadolu’nun dünya demokratik gücünün kontrolünde olacaktır.
Siyasi partiler ne kadar çırpınırlarsa çırpınsınlar Dünya demokratik gücü HİTLER; SADDAM; KADZAFİ benzeri palyaçolara geçit vermeyecektir. İktidar ve muhalefet partilerinin muhafazakâr eğilim ve tercihlerine rağmen bu kanser tedavi görecektir. Sayın Kemal Kılıçtaroğlu arkadaşımız 21. Yüzyılda kemale erdi ama Kemalleşme şansı olamayacak bundan sonra. Recep Tayyip Paşa da halife veya başkan olamayacak.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375