Umuda yolculuk filmini çoğunuz seyretmiştir sanırım.
Necmettin Çobanoğlu ve Nur Sürerin çevirdiği bir film.
Film Maraş/pazarcıklı bir ailenin isviçreye kaçak yollardan gidişini anlatan gerçek bir hayat hikayesini konu alıyor.
Ödül almış acılarla,çilelerle dolu bir film.

Çoğumuz gurbete ne umutlarla,ne acıları ve zorlukları görerek geldik.
Geçen gün Celal Akan arkadaşım bir yorumunda bu konudan bahsedince yazarım dedim.

Ortaokul ve Lise yıllarında hocalar bize sorardı ilerde ne olmak istersin diye..
Çoğumuz Avrupa'ya gideceğiz derdik.
Avrupa'ya gidip izine gelenler hava atarken,değişirken bizde öyle özeniyoruzki..
Öylede oldu,çoğumuz okulunu yarıda bıraktı ve Avrupa'ya geldi.

1989,da pasaport çıkarmaya daha yaşım tutmuyor zor bela Anne ve Babamı ikna edip vekaletlerini alıp pasaport çıkarıyorum.

1990,da köyden 7 kişi gurbete çıkmaya karar veriyoruz,Avusturya'ya gideceğiz.
Kimimiz bekar,kimimiz yeni evli,kimimiz çoluk çocuk sahibi.
Hepimiz geride ailemizi sevdiklerimizi bırakıp harç borç alıp bir umuda doğru yolculuk yapıyoruz.
Köyden geçen otobüsü durdururken tüm mahalle bizi uğurlamaya gelmiş,arkamızdan ağlayanların ve dua edenlerin sesleriyle otobüse biniyoruz.
Istanbula gideceğiz,şebeke ile samatyada hünkar birahanesi diye bir yerde buluşacağız.
Neyse gittik,buluştuk,anlaştık..
Biz sanıyorduk bir iki günde bizi Avusturya'ya geçirecekler.
Karayolu ile otobüs ile gideceğimizi söylediler.
Hayatımda ilk kez istanbulu görüyorum ve ilk kez yurt dışına çıkacağım,çoğu arkadaşta benim gibi..
Avrupayı Amerikan filmi Dallas dizisindeki gibi yüksek muhteşem binaları ile hayal ediyorum.
Neyse Romanya'ya kadar vize yok.
Bulgarı geçtik,Romanya'da Bükreş'e iner inmez birimizi soymaya kalktılar.
Aman Allahım biz nereye geldik.
Varşova paktının dağılması sanki Romanya'nın üzerine çökmüş.
Ülkede iç savaş var,Çavuşeskoyu öldürmüşler yerine ilesko gelmiş.
Ülkede savaş,fakirlik,hırsızlık,gasp,fuhuş,yokluk başını almış gitmiş.
Neyse biz trenle Arad şehrine gittik ordan kaçak Macaristan'a geçeceğiz.
Bir şebeke bizi başka şebekeye devrediyor.
Gittiğimiz yerde bizden aylar önce gelen çoğunluğu Kürtlerden oluşan parasını şebekelere kaptırmış binlerce kişi ailece perişan olmuş vaziyette kamplarda,evlerde öylece bekliyorlar.
Ne Türkiye'ye geri gidebiliyorlar nede başka ülkeye.
Bizde öyle..sınırlarda kapanmış.
Allah'tan Romanya'da birşey yok ama olanda çok ucuz.
10 mark yaklaşık 650 ley yapıyor,harca harca bitmiyor..
Macaristan Romanya'dan-Romanya Macaristan'dan toprak talep ettiği için sınır olağan üstü korunmada.
Türkiye ile irtibatımız kesik,mektup yok,telefon yok inanın Romanya'da hiçbirsey yok.
(Romanya ve sınırda yaşadıklarımızı ve çektiğimiz acıların ve sıkıntıların fazla detayına girmeyeceğim çünkü bir yazıya sığmaz)..
Günler sonra şebeke geldi haydi yola çıkıyoruz dedi.
Aileli,bekarlar,genç kızlar..
Toplam 40/50 kişiyiz.
Fasulye ve Mısır tarlalarından geçiyoruz.
Tampon bölgeye gelince şebeke karşısı Macaristan şu tren hattınıda geçtinizmi otobüs karşıda sizi bekliyor dedi..
Hepimiz korkuyla ve heyecanla tren hattını geçerken birden bağırtılar başladı,gece gündüz oldu.
Aydınlatma bombası attılar ve sınır muhafızların bağırtıları bizim bağırtılarımızla birbirine karıştı.
5/6 muhafızdan iki tanesi benim peşime düştü,bende tümsekten düşmüşüm ve başım taşa değmiş.
Yarı baygın kalktığımda başımda iki asker silahını doğrultmuş havlayan iki köpekle kalkmamı bekliyorlar.
Beni kaldırdılar ite kalka elime megafon verdiler,Türkçe konuşan Macar yüzbaşı arkadaşlarıma teslim olmaları için çağrı yapmamı istedi.
40/50 kişiden 5/10 kişiyi aynı anda yakalamışlar bunlardan biride benim,diğerleri samanların ve çalılıkların arasında saklanıyor.
Sonradan öğreniyoruz bizden önce sınırda kaç kişi vurulmuş ve öldürülmüş.
Köyden 7 kişiden ikimiz yakalanıyoruz.
Biri ben biri Cengiz..
Benim ölüm haberim bile sonradan köye gidiyor.
Nezarete atıldığımda Cengizi görünce birbirimize sarılıyoruz.
Benle Cengizi daha acı ve uzun bir hikaye bekliyor bunada girmeyeceğim.
Benim bu serüven 54 gün sürdü..
Hepimiz birbirimizden kopuyoruz.
Mustafa ve Akif Macaristan'da yakalanıp bir müddet hapis yatıp Türkiye'ye gönderiliyorlar.
Celal,Yakup,Atilla(şimo) Avusturya'ya girmeyi başarıyorlar.
Cengiz daha sonra Çekoslovakya'da yakalanıyor.
Ben zor bela parasız pulsuz,aç,sussuz Macaristan'a giriyorum.
Orda yardımıma gelenlerde birşeyler yapamıyor.
Türk tır Parkı'na gidiyorum kimse yardım etmiyor.
42 plakalı bir tırın şoför Mahallesi'nin önünde tekere yaslanıp saatlerce bekliyorum.
Adam geldiğinde beni ayağı ile itiyor.
Yardım istiyorum,kendimi anlatıyorum beni dinlemiyor bile.
Şebekede yok,parada yok çaresiz Türk konsolosluğuna gidiyorum onlarda kabul etmiyor.
Kaçak gelmişim,konsolosluğun içine bile sokmuyorlar,nasıl geldin öyle git diyorlar.
Dizlerim diken dolu,saç baş birbirine karışmış yeni terlemiş sakallı ve umutsuz bir haldeyim.
Duvarın dibinde,boynum bükük başım iki elimin arasında düşünürken Allah'tan umut kesilmez dediğimiz olay oldu.
Omzuma uzanan bir ele başımı kaldırıp baktığımda yaşlı,bizim analarımıza benzeyen bir bayan karşımda duruyor.
Oğlum burda ne arıyorsun?kimsin ne işin var burda diye sordu.
Ben anlattım o ağladı ben anlattım o isyan etti.
Oğlu konsoloslukta çalışıyormuş onun yanına gelmiş ve Türkiye'ye gidecekmiş.
Ne olursa olsun seni götüreceğim dedi,
Allah razı olsun otobüs biletimi aldı,işlemlerimi yaptırdı,beni İstanbul Topkapı'ya getirip ordan Konya biletimi kesti ve ben köyüme geri geldim..

Bir daha Avrupa'ya gitmem dedim ama yine gitmek zorunda kaldım.
Bu devlete askerlik yapmam diyorum başka birşey demiyorum.
Beraber yolculuğa çıktığımız 7 kişiden bir arkadaşım Avusturya'da işçi olmuştu izine geldi ve pasaportunu bana verdi.
Allah ondanda razı olsun.
Sevk kağıdım gelmiş yer: Manisa/Kırkağaç jandarma komando,
Usta birlik kesin Şırnak.
92,de askere gider gibi evden çıkıyorum ama gitmiyorum.
Arkadaşlarım askere gittiği gün benimde Almanya yolculuğum başlıyor.
O ayrı bir zorluk ve bir umuda yolculuk..

Geçen Celal arkadaşım bu konuya değinince sence Avrupa buna değermiydi diye sordu..
Askerlik yapmamak dışında,
Bende size soruyorum sizce Avrupa buna değermiydi?
Geldiğimiz güne ve çocuklarımıza bakınca çok şükür diyoruz ama..

"O köyü,anne ve babayı,o okulu
bırakmaya değermiydi?"..
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375