Kani Yado

Ramazan aylarında biri hafif bir hava kaçırsa hemen müftülere, cübbeli veya cübbesiz hocalara telefon edip orucunun bozulup bozulmadığını sorar. Oysa oruçtan ziyade insanları bozan çok sayıda durum vardır.
Kürdlerin ulusal sorunu ortadayken yecüc mecüclerin meclisinde yemin etmek insanı, orucu, şanı şerefi bozar mı bozmaz mı diye bir soru sorulsa en azından soru sormanın şanına yakışır.
Ben bir keresinde biriyle dini bir sohbet ettiğimde İslam aleminin peygamberi Hz. Muhammed’in(sas) mezhepsiz olduğunu söylediğimde muhatabım beni bir dostumuz olan müftüye şikayet etmişti.
Keşke insanoğlu üzerinde yaşadığı bu dünyayı, dünyanın üzerinde yaşayan canlıları, canlılardan insanları ve insanların yaşamını doğru bilselerdi!
Çöl barbarlığıyla Avrupa uygarlığı arasında köprü durumunda olan Türkiye bu stratejik konumunda Kürdlerle en yakın komşu durumuyla bile Kürdlere ait hiç bir değeri görmek istemiyor.
Toplumsal iradenin tabulara kurban edildiği biçimiyle yaşam tamamıyla derin siyasi ayarlarla dizayn ediliyor.
TC’nin derin politikası acımasızca uygulanıyor. İrade gaspı söz konusu olduğunda, geleneksel yaşamın ümmet anlayışında iradesizleştirilmiş toplum ile çağın politik araçları kullanılarak iradeleri elinden alınmış toplum arasında fark yoktur.

Bu süreçte birileri Türkiyenin bostan bekçiliği görevini iyi icra etmesi için Kürdlere iyi ayar vermiş. Ayarsızlığın ne olduğunu iyi biliyoruz fakat, ayarcıların Kürdlere niçin ayar verdiği daha önemlidir. Mecliste yer almaları için belirlenen isimler acaba kimin icazetiyle gerçekleşti?
TC’ye sadakatle bağlı olmayan üyelerin yer almaması için gerekli tedbirlerin alındığı baştan beri belliydi. Tasarlanmış yeni meclisinin genç katiplerininden birinin Karaçili, birinin sıkma baş Mekke’li olması bile baştan beri ayarlanmış.

Sahiden biz Türkiye'nin bostan bekçisi olmak zorunda mıyız? Tüm delilleriyle TC devletinin IŞİD’e her türlü desteği verdiği ortadayken Kürdlerin TC’ye sadakatle bağlı kalmasının bir zorunluluğu olmadığı halde Kürdler Türklerden daha çok Türkiyeli olma yolunda aktif politika üretiyor!
Evet Kürdler TC’nin bostan bekçiliği için Mecliste yemin etti ve Türkler bu bostan bekçilerini aşağılıyorlar. Durum bu! Eğer bölge dengeleri ile ilgili ittifak gereksinimleri varsa bunun topluma anlatılması lazımdır. Gerekçesi topluma açıklanmamış durumlarda sadakat misyonerliği Türkler tarafından alay konusu olur elbette.
Bölge dengelerinin altüst olduğu yeni koşullarda Kürdler kendi ulusal meclislerini inşa etmenin çabası içinde olmalıdırlar. TBMM bizim meclisimiz değil, bir şey değil, neden oraya girmek için Kürdlere aşırı dozda gaz verildi!

Kürdlerin bağımsızlık talebine denk bir heyecan sunî olarak üretilip Kürdlere pompalanıyorsa burada Türk ulusal çıkarları akla gelmelidir. Kürdlerin milli çıkarları Türkiye'nin milli çıkarlarıyla örtüşüyorsa Kürd düşmanlığı neden yaşatılıyor?
Biz toplum olarak ayarlı yaşama yabancı mıyız? Hayır.
Yaşadığımız coğrafyada yaşam tamamıyla bir ezberdir. Kimse kendi düşüncesiyle hayata bir anlam, bir estetik, bir renk katmıyor. Böyle renksiz bir ortam tamamıyla mahalle baskısının zulmüne dönüşüyor.

Bu aziz ve leziz Ramazan ayında mahalle baskısının en ağır biçimiyle yaşandığını görüp buna bir anlam verilmiyorsa buna cehennem azabında kanıksanmış yaşam demek zorundayız. Sen özgürce bir sıgaranı tüttürsen ve Rabbimizin bizim için sunduğu en tahir nimet olan sudan bir bardak kana kana içersen gör o zaman mahalle baskısını! Sanki sen bir suç işlemişsin gibi, zebanilerin hırçınlıktan mimikleri asabi deve mimiklerine döner. Menşei çöl olan her gerilik çekilmeyecek derecede ağırdır. Bu koşullarda insanlar özgürce yaşamayı göze alamaz ve aynı renge bürünmek zorunda kalır. Kimse “senin dinin sana, benim dinim bana” demez. Kimse “özgürce düşün” demez, “benim gibi düşün” derler. Onlara göre onların kalıplarına, ezberlerine uymayan her şey yanlıştır.
Biz daha önce çocukları misal göstererek “Rabbimiz insanı çocuk olarak güzel yaratır, insanlar büyüterek bozar” şeklinde insanların nasıl bozulduğunu anlatmıştık.
Bizim köyde deneyimli bir dayım vardı “köyün insanları güzeldir ama mahallenin golıkleri rahat bırakmıyor ” diyordu.
İttihat Ve Terakki çetesinin reisi Talat Paşa’nın Kürd elemanı Sad-i Nursî eskidikten sonra onun yerine 1960’lardan itibaren günün Türk-İslam ideolojisinin gelişim gereksinimlerine göre yeni koşulların ayarcısı yaratılmıştı.

Ergenekon Operasyonları tamamlandıktan sonra 21.Yüzyıl koşullarında yeni ayarcılar devreye kondu. Bu ayarcıların Kürdleri nasıl komik duruma soktukları, Kürdlere nasıl yemin içtirdiklerini görüyoruz. TC Devletinin siyasi ve dini ayarcıları üretmekte başarısız olduğunu iddia etmek yanlıştır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner376

banner375